<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İtiraz, Teslimiyete Başkaldırıdır</title>
	<atom:link href="http://www.itirazlar.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.itirazlar.com</link>
	<description>“Ne hürriyet, ne demokrasi, ne insan hakları... Hiçbir şey, ülke bütünlüğünden daha aziz, istiklâlden daha değerli değildir.Türk Milleti’nin mukaddesatı için, hiç bir zaman saklamadığı gücü,kanıdır.” -- Dündar TAŞER</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Dec 2011 21:31:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Galibiyet &#8211; Mağlubiyet Psikolojisi</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/galibiyet-maglubiyet-psikolojisi/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/galibiyet-maglubiyet-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2011 00:50:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[türban]]></category>
		<category><![CDATA[türban sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişe dair bişeyler düşündüğümde aklıma gelen ve 3 Mart 2006 tarihinde yazmış olduğum bir yazıyı tekrar yayınlama gereği duydum. Yazıda ismi geçen Gazeteci Yazar Behiç Kılıç 21 Haziran 2011 tarihinde vefat etmiştir. Mekanı Cennet Olsun...  Türban konusu gündeme geldikten (getirildikten) sonra AKP ve MHP arasındaki görüşmeler sonucunda Anayasanın 10. ve 42 maddeleriyle YÖK Kanunun ek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<pre><span style="color: #888888;"><strong><em>Geçmişe dair bişeyler düşündüğümde aklıma gelen ve 3 Mart 2006 tarihinde yazmış olduğum bir yazıyı</em></strong></span>
<span style="color: #888888;"><strong><em>tekrar yayınlama gereği duydum. Yazıda ismi geçen Gazeteci Yazar Behiç Kılıç 21 Haziran 2011 tarihinde
</em></strong></span><span style="color: #888888;"><strong><em>vefat etmiştir. Mekanı Cennet Olsun...</em></strong></span></pre>
</blockquote>
<p> Türban konusu gündeme geldikten (getirildikten) sonra AKP ve MHP arasındaki görüşmeler sonucunda Anayasanın 10. ve 42 maddeleriyle YÖK Kanunun ek 17. maddesinin değiştirilmesiyle üniversitelerde türban-başörtüsü serbestliği sağlanması amaçlanmaktadır.</p>
<p><span id="more-160"></span></p>
<p>Konu türban olunca da ortaya doğal olarak yaygaracıların çıkması kaçınılmaz olmuştur. Bu kesim laiklik ilkesi üzerinden Atatürk&#8217;ü ve cumhuriyeti istismar ederek, yıllardır İslamiyeti ve İslami değerleri istismar edenlerle beraber suni bir laiklik – anti laiklik oluşturmuşlar, bu değerler üzerinden çatışma yaratarak kutuplaşmalar üzerinde oy avcılığı yapmışlardır.</p>
<p>Kendilerini Laikliğin ve Atatürkçülüğün koruyucuları kabul edenler önce henüz tanımı dahi net olarak yapılamayan ve beraberinde birçok soruları da getiren &#8216;kamusal alan&#8217;da türban&#8217;ı istemezlerken şimdilerde kapanmayı &#8216;türban&#8217; ifadesine indirgeyip İslamiyet&#8217;te &#8216;türban&#8217; yoktur demektedirler, daha sonra da kapanmayı reddetmektedirler.<br />
Aynı kesim, geleneksel olarak kabul ettikleri &#8216;başörtüsü&#8217;nü de üniversitelerde istememektedirler. Bunun gerekçesi olarak &#8216;laiklik&#8217; ilkesinin ve Atatürk Cumhuriyetinin (!) korunmasını göstermektedirler.<br />
Başörtüsü &#8211; Türban takanları anti laik olarak kabul eden ve cumhuriyet için tehlike olarak gören zihniyet kendilerinin yarattığı &#8216;kamusal alan&#8217; tabirinin sınırlarında bu vatandaşlarımızın varlığını reddedebilmekte midirler ?<br />
Onları yine aynı şekilde cumhuriyet düşmanı olarak görebilmekte midirler?<br />
Onlara kamu hizmeti sunarken de yine laiklik ve cumhuriyetin tehlike altında olduğu endişesi taşımakta mıdırlar? Bilemiyoruz.<br />
Ancak gördüğümüz kadarıyla kendi elleriyle ortaya çıkardıkları &#8216;kamusal alan&#8217; onları oldukça köşeye sıkıştırmaktadır.<br />
Yasalarda öngörülen değişiklikler ile yükseköğretimde eğitim almak isteyen<br />
Öğrencilerin kanun önünde eşitlik ilkesine dayanarak kılık kıyafetleri nedeniyle bu haklarının elinden alınmasının önüne geçilmek istenirken başörtüsü&#8217;nün kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkân verecek şekilde çene altından bağlanması öngörülmektedir.</p>
<p>MHP Genel başkanı Devlet BAHÇELİ bu konudaki görüşlerini 22 Temmuz 2007 Genel seçimleri öncesinde net bir şekilde açıklayarak &#8216;Hastahanelerde başı örtülü vatandaşlarımıza nasıl ki sağlık hizmeti veriliyorsa, nasıl ki kamu dairelerinde başörtülü hanımların kamu işleri görülüyorsa üniversitelerde de başı örtülü kızlarımızın eğitim hakları geri verilmelidir&#8217; demiştir.</p>
<p>Kısacası MHP hizmet alanlar açısından (öğrenci, hasta vs.) serbestlik isterken, hizmet verenler açısından (öğretmen, doktor vs.) serbestliği öngörmemektedir.</p>
<p>AKP ise MHP&#8217;nin çözüm önerisinden sonra sorunu istismar aracı olmaktan çıkarmak zorunda kalmış, MHP&#8217;nin sunduğu çözüm önerisi karşısında kendisini mecburi olarak konuyla ilgili ciddi çalışma yapmaya itmiştir.</p>
<p>MHP ve AKP arasındaki görüşmeler sonucunda &#8216;hizmet alanlar&#8217; açısından türban serbestliği konusunda anlaşmaya varmışlar, yazının başında belirttiğim gerekli anayasal düzenlemeler sonucunda bu sorunu çözme yolunda oldukça ciddi mesafe kat etmişlerdir. Konu TBMM Komisyonundan geçerek önümüzdeki günlerde meclise gelecektir.</p>
<p>Mevcut düzenlemeler ciddi sorunları da beraberinde getirecektir.<br />
Öncelikle belirtmem gerekir ki iki partinin sunmuş oldukları çözüm önerisi tam bir çözümü önümüze sunmamaktadır.<br />
Getirilen öneriyle beraber sadece kamudan hizmet alırken türbana serbestlik sağlanırken, başörtülü-türbanlı vatandaşlarımızın hizmet verme hakları iade edilmemiştir. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik&#8217;in &#8216;Türbanlı kızlarımız okullarını bitirince kamuda çalışacaklarını sanmasınlar&#8217; diyerek bunu açıklamıştır.<br />
Bu gün karşılaştığımız sorunların temeli dünkü çözümlerde yatmaktadır. O nedenle bu gün çözüm diye gördüğümüz bu öneri yarınlarda önümüzde yine sorun olarak önümüze çıkacak, mağdur olduklarını belirtenler doğal olarak hizmet verme açısından da özgürlük isteyecek, buna karşın da diğer kesim bu isteklerine karşı çıkarak Türkiye&#8217;nin yine yıllarca aynı tartışmalarla karşı karşıya kalmasına sebep olacaktır.</p>
<p>Ancak bu gün itibarıyla daha kesin bir çözüm hazırlanması da toplumsal ve siyasi şartlar açısından mümkün görünmemektedir.</p>
<p>Bu gün dahi görmekteyiz ki henüz meclisten geçmemiş olmasına rağmen yapılması düşünülen değişiklikler karşısında milletimiz arasında ciddi ve derin ayrılıklar doğmuş, birçok kesimden konunun lehinde ya da aleyhinde ciddi eleştiriler gelmiştir.<br />
Yargıtay, Danıştay, rektörler, bazı sivil toplum örgütleri ile bazı siyesi partiler yapılması düşünülen değişikliğe karşı çıkarken, başörtü-türbanları nedeniyle eğitim haklarından mahrum bırakılan kesim ve bu kesime destek veren sivil toplum örgütleri, siyasi partiler mevcut değişiklik önerisini yetersiz bularak kapsamının daha da genişletilmesini isterlerken, bu kesim içerisinde bazıları ise<strong> &#8216;kara çarşaf ve sarıkla&#8217; </strong>da kamu hizmeti alıp verme hakkı istemektedirler.</p>
<p>Kara çarşaf ve sarık isteği gerçekleşmesi mümkün görülmeyen bir arzu olmakla beraber ileride karşılaşabileceğimiz ciddi bir tehlike olarak önümüzde durmaktadır. Kamu hizmetlerinin verilmesi ve alınması konusunda türbanlı-başörtülü ya da türbansız-başörtüsüz ayrımı yapılması sorunun ileriki zamanlarda tekrar ve daha ciddi bir şekilde önümüze çıkmasına sebep olacaktır.<br />
Bu konuda kılık kıyafet kanunları dışına çıkılmamak kaydıyla kamu hizmeti alıp vermede serbestlik ilerleyen zamanlarda mümkün görülmekle beraber zaruridir.<br />
Aksi halde Türkiye yine kısır bir çatışma ve ayrılık zeminine oturtulup, yıllarca süren sorunun vermiş olduğu potansiyel tepkiyle çok ciddi bir tepki oluşması ve bu günden daha gergin günlerin gerçekleşmesi muhtemel görünmektedir.</p>
<p>Bu gün için en büyük tehlike ise türban serbestliğinin karşıtları tarafından bir mağlubiyet, destekçileri tarafından ise bir galibiyet olarak görülmesidir.</p>
<p>Behiç Kılıç&#8217;ın geçtiğimiz hafta yayınlanan makalesinde gördüğümüz ve 13 Aralık 2007 tarihli Fatih Altaylı&#8217;nın köşe yazısından alıntı yapılan, bir okuyucunun görüşlerini içeren yazıda galibiyet-mağlubiyet psikolojisi açıkça görülmektedir.<br />
(http://www.fatihaltayli.com.tr/content.cfm?content_id=1554)</p>
<p>Fatih Altaylı&#8217;ya bir okuru tarafından gönderilen yorumda şunlar yazmaktadır.</p>
<p><em><strong>&#8216;Sayın Altaylı, yazınızı okudum. Pek memnun olamadım. Nasıl ki bizler sizin gibilere yıllardır katlandıysak bundan sonrada sizler bizlere katlanmak durumundasınız. Çünkü dümen bize geçti. Hazmedeceksiniz, sindireceksiniz, başka çareniz yok. Bükemediğiniz bileği öpmek durumunda kalacaksınız. Hükümet de biziz&#8230; Cumhurbaşkanı da biziz&#8230; Yok olan YÖK de biziz&#8230; Yargıç da biziz&#8230; Hakim de biziz&#8230; Medya da biziz&#8230; Çok yakında Genelkurmay da biziz&#8230; Sizler fazla düşünmeyin, bırakın kendinizi bize&#8230;&#8217;</strong></em></p>
<p>Birilerinin galip, birilerinin mağlup olarak görüldüğü bir ortamda bu iki kesim arasındaki çatışma çok daha ciddi olacaktır.<br />
Bu noktada en önemli görev milletin sinesinde yer etmiş olan akil adamlara düşmektedir.<br />
Bu isimlerin toplumda oluşması muhtemel bu ayrışma ve çatışma ortamına karşı mutlaka sağduyulu görüş bildirmeleri, Türkiye&#8217;nin kargaşa ortamında istenmeyen durumlarla karşı karşıya gelmesi ihtimaline karşı görüşleriyle milletimize kılavuz olmalıdır.</p>
<p><strong>Halil Bircan<br />
03.02.2007</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/galibiyet-maglubiyet-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ın Arslan&#8217;ları, Bedr&#8217;in Arslanları ve Bozkurt</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/allahin-arslanlari-bedrin-arslanlari-ve-bozkurt/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/allahin-arslanlari-bedrin-arslanlari-ve-bozkurt/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 May 2011 18:01:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[3 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Arslan'ları]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Arslanı]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Bedr'in Arslanları]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt Polemiği]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Fethi Tevetoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Hamza]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Kartalı]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Kartalı Şeyh Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Nejdet Sançar]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Şaik Gökyay]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Yüksel Serdengeçti]]></category>
		<category><![CDATA[Reha Oğuz Türkkan]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[tayyip erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Velid-i Togan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=144</guid>
		<description><![CDATA[Aşağılandığınız zaman kendinizi nasıl hissedersiniz ? Kızgın mı? , kırgın mı? , öfkeli mi?. Sizi aşağılayana karşı nefret mi duyarsınız, yoksa ona acır mısınız? Anne babalar çocuklarını severlerken ‘Aslan oğlum’ derler. Ya da genç, yağız yiğitler için ‘koç gibi delikanlı’, ince zarif kızlarımız için ‘kuğu gibi’,  ‘ceylan gibi’ derler. Buradaki hiçbir sıfat o kimseye ‘hayvan’ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağılandığınız zaman kendinizi nasıl hissedersiniz ? Kızgın mı? , kırgın mı? , öfkeli mi?.<br />
Sizi aşağılayana karşı nefret mi duyarsınız, yoksa ona acır mısınız?<br />
Anne babalar çocuklarını severlerken ‘<strong>Aslan</strong> <strong>oğlum</strong>’ derler.<br />
Ya da genç, yağız yiğitler için ‘<strong>koç</strong> gibi delikanlı’, ince zarif kızlarımız için ‘<strong>kuğu</strong> <strong>gibi</strong>’,  ‘<strong>ceylan gibi</strong>’ derler.<br />
Buradaki hiçbir sıfat o kimseye ‘<strong>hayvan’</strong> manasıyla denilmez.<br />
İnsanlar barındırdıkları özellikler nedeniyle bu sıfatları alırlar. Kimi zaman övgü kimi zamansa yergi amaçlı verilir bu sıfatlar.</p>
<p>Aklımın erdiği dönemden beri kendimi Türk Milliyetçiliğinin ve Türk İslam Ülküsünün bir ferdi ve gönüllü mücadelecisi olarak görmüş biriyim.<br />
Türk milliyetçiliğini ve ülkücülüğü reddeden her yolun dışında kalmış ve varsa münasebetimi kesmiş, Türk milletinin ve Türk İslam Ülküsünün değerlerini aşağılayan her sözün, ithamın ve kimsenin karşısında olmuş biriyim.<br />
AKP genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın YGS skandalının arkasından gerçekleşen protestoları eleştirirken ‘biz de karşılarına 10 bin genci dikeriz’ sözüne MHP genel başkanı  Devlet Bahçeli’nin ‘senin 10 bin milisine karşılık bin bozkurtla seni kovalarım’ sözünü iki taraf içinde uygun bulmadım.<br />
Siyasette, bireylerin topluma yönelik  tehdit   kültürü oluşturmalarını kabul edemem.<br />
Bu tartışmalar içerisinde Recep Tayyip Erdoğan’ın Devlet Bahçeli’ye karşı Türk milliyetçileri ve Ülkücülerine yönelik ‘<strong>hayvan</strong>’ imasında bulunarak ‘ben eşref-i mahluk olan insanlarla dolaşırım’ sözü siyasi edepsizliktir.<br />
Az önce de dediğim gibi insanlar barındırdıkları özellikler, gösterdiği mücadelelerden ötürü bu sıfatları alırlar.</p>
<p><span id="more-144"></span></p>
<p>Hz. Hamza Uhud savaşında  ‘<strong>ben Allah’ın Aslanıyım’</strong>  diyerek kılıç sallamıştır.<br />
Hz. Ali cesareti, yiğitliği, kahramanlığı ile  ‘<strong>Allah’ın kılıcı</strong>’  ve ‘<strong>Allah’ın Aslanı</strong>’ diye anılmıştır.<br />
Şeyh Şamil &#8216;<strong>Kafkas Kartalı</strong>&#8216; olarak adlandırılır.<br />
Çanakkale savaşının kahramanları için Mehmet Akif ‘<strong>Bedr’in aslanları</strong> ancak bu kadar şanlı idi’ derken, hem Bedr savaşının kahramanlarına, ‘<strong>Arslan</strong>’ demiş, hem de Çanakkale kahramanlarını o ‘<strong>aslanlar</strong>’ ile bir tutmuştur.<br />
Burada ne Hz. Hamza kendisine ‘<strong>ben hayvanım</strong>’ demiş, ne Hz. Ali’ye ‘<strong>hayvan</strong>’ manasında bu unvan verilmiş ne de Mehmet Akif Bedr ve Çanakkale savaşlarının kahramanlarına ‘<strong>hayvan</strong>’ iması yüklememiştir.</p>
<p>Türk milliyetçileri Türk kültüründe yer alan ve milli sembolü ‘<strong>Bozkurt</strong>’u kendisine sıfat kabul etmiştir.  Türk kültürüne yabancı olan ve bu kültürü hakir gören kimseler bunu reddetseler de Türk kültüründe <strong>Bozkurt</strong> yerini koruyacaktır.<br />
Milletlerin en önemli unsurları milli sembolleri ve değerleridir.<br />
Tarihte kurulmuş olan Türk devletlerinin bayraklarında <strong>Bozkurt</strong> figürleri yer almıştır.<br />
Cumhuriyet döneminde Türk kültürünün ve özgürlüğün sembolü olan Bozkurt’lu para ve pullar bastırılmıştır.<br />
Türk destanlarında adı sıkça geçen ve özgürlük mücadelesinin ve boyun eğmezliğin sembolü kabul edilen <strong>Bozkurt</strong>’a ve Türk milliyetçilerine Türkiye cumhuriyeti başbakanı tarafından yapılan bu alçakça ifade kabul edilemeyecek hatta sessiz kalınamayacak kadar ağırdır.</p>
<p>Türk milliyetçiliği ve Ülkücü dünya görüşüne inanılsın ya da inanılmasın  Milli kültüre ve milli kültürün değerlerine sahip çıkmak ‘Türk’ olan herkese ecdadın yüklediği bir mirastır.<br />
Bu mirasa sahip çıkmanız duası ile.</p>
<div><em>Çiçi Han’dan Kürşad’a , Gazi Mustafa Kemal’den , Hüseyin Nihal Atsız , Zeki Velid-i Togan, Reha Oğuz Türkkan, Nejdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Orhan Şaik Gökyay, Osman Yüksel Serdengeçti ve Alparslan Türkeş’e uzanan Türk Milliyetçiliği yolunda mücadele eden Türk Milliyetçilerinin <strong>3 Mayıs Milliyetçilik Günü</strong>nü tebrik eder, bize bu yolda önderlik eden ve ebediyete intikal edenlerin mekanlarının cennet olmasını Yaradan’dan dilerim.</em></div>
<div><em> </em></div>
<div><em> </em></div>
<div><em> </em></div>
<div><em></em></div>
<p><em></p>
<div><strong>Halil Bircan<br />
3 Mayıs 2011</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<p></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/allahin-arslanlari-bedrin-arslanlari-ve-bozkurt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şu cezayı düşürelim be abi !</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/su-cezayi-dusurelim-be-abi/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/su-cezayi-dusurelim-be-abi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2010 02:50:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[Burhan Kuzu]]></category>
		<category><![CDATA[Görevi Kötüye Kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[Melih Gökçek]]></category>
		<category><![CDATA[TCK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ceza Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ceza kanunu 240. madde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişe dair bişeyler düşündüğümde aklıma gelen ve 24 Şubat 2010 tarihinde yazmış olduğum bir yazıyı tekrar yayınlama gereği duydum. İlerleyen zamanlarda yazacağım yeni bir yazımda kaynak teşkil etmesi sebebiyle burada tekrar bulunmasında fayda görüyorum. - H.B.- Geçtiğimiz hafta içerisinde Ankara Büyükşehir Belediye başkanı Melih Gökçek ile TBMM Anayasa komisyonu başkanı Burhan Kuzu arasındaki telefon görüşmelerinin ses [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<pre style="padding-left: 30px;"><strong><em><span style="color: #808080;">Geçmişe dair bişeyler düşündüğümde aklıma gelen ve 24 Şubat 2010 tarihinde yazmış olduğum bir yazıyı
tekrar yayınlama gereği duydum. İlerleyen zamanlarda yazacağım yeni bir yazımda kaynak teşkil etmesi
sebebiyle burada tekrar bulunmasında fayda görüyorum. - H.B.-
</span></em></strong></pre>
<p>Geçtiğimiz hafta içerisinde Ankara Büyükşehir Belediye başkanı Melih Gökçek ile TBMM Anayasa komisyonu başkanı Burhan Kuzu arasındaki telefon görüşmelerinin ses kayıtları medyada yer almıştı.</p>
<p><span id="more-108"></span></p>
<p>Her ne kadar gözaltına alınan emekli komutanlar ve sözde ‘balyoz’ darbe planlarının gölgesi altında bırakılsa ve hak ettiği yeri gerek medya gerekse millet nezrinde bulamasa da bu konu çok önemlidir.</p>
<p>Ses kaydında Melih Gökçek, TBMM anayasa komisyonu başkanı Burhan Kuzu’dan , TCK’nın 240 maddesinden yargılandığını ve bu maddede öngörülen ceza miktarının düşürülmesini istemektedir.<br />
Öncelikle Melih Gökçek’in TCK’nın 240. maddesinden yargılanmasına sebep olan olayı ve TCK’nın 240. maddesini açıklayalım.<br />
Melih Gökçek, ABD Büyükelçiliğini çevreleyen yapılaşmaya ilişkin olarak yargı kurallarına uymadığı gerekçesiyle TCK’nın 240. maddesi gereği hüküm giymesi istenmekte.<br />
TCK’nın 240. maddesi ise; ’ Yasada yazılı hallerden başka hangi nedenle olursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur. Cezayı hafifletici nedenlerin bulunması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis ve her iki halde ikibin liradan onbin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır. Ayrıca memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınır.’ şeklinde.</p>
<p>Melih Gökçek bu davadan ceza alacağı ihtimali yüksek tutmakta ki cezada öngörülen 1 yıldan 3 yıla ibaresinin yerine 3 aydan 6 aya kadar şeklinde bir değişiklik talep ediyor. Gökçek’in ifadesine göre bu şekilde düzenleme ile belediye başkanları ceza alsalar bile paraya çevrilebiliyor ve belediye başkanlığıda elinden gitmiyor.</p>
<p>İşte Melih Gökçek Burhan Kuzu’dan bunları isterken, Burhan Kuzu’da, Gökçek’e partisinin 60 kadar vekilininde TCK’nın 240. maddesinden dolayı dosyası olduğunu belirtiyor ve Gökçek’ten hepimizi şok etmesi gereken o açıklama geliyor ‘ben onları fitilliyeyim’ . Yani gökçek o vekilleri ‘fitilleyip’ yasada düzenleme talebini bir de onlara istirham edecek…</p>
<p>Melih Gökçek her zaman ki Melih Gökçek olduğu için ses kaydını yayınlayan gazeteyi mahkemeye vereceğini belirtti. Burada Melih Gökçek adeta Zeytinyağı görevini üstlenmek istemekte ve üstte çıkmaya çalışmaktadır. Ses kaydının içeriğini yalanlayamayan ve doğruluğunu kabul eden Gökçek, bunun suç olduğunu ve ahlaksız bir yaklaşım olduğunu söylemezken, bu suçu ve ahlaksızlığı -doğru ya da yanlış bir yöntemle ortaya çıkaranları mahkemeye vereceğini belirtmiştir.</p>
<p>Aymazlığın ve ahlaksızlığın karakterini şekillendirdiği Gökçek suçunu kabul etmek yerine bu suçu ortaya çıkaranlara karşı hukuksal (!) mücadele vereceğini belirtmiştir.<br />
Bu diyaloglarda bir başka ayıplanacak husus ise TBMM Anayasa komisyonu başkanı Burhan Kuzu’nun ‘Sen bunu nasıl talep edebilirsin, böyle bir şeyi nasıl istersin’ demesi gerekirken ‘ilgileneceğim’ demesidir.</p>
<p>Yeni anayasa çalışmaları yürüten kişi olan Burhan Kuzu’nun şekillendireceği anayasa bu diyaloglardan sonra şaibe oluşturacaktır.</p>
<p>Türkiye ise bu tür haberlere pek rağbet göstermemekte, milletin pek ilgisini çekmemektedir. Hukuk’un her an herkese lazım olduğunu unutmamamız gereken şu günlerde iktidar eliyle keyfi bir hukuk sisteminin nasıl oluşturulmaya çalışıldığını görmemize rağmen neden bu kadar sessiz kalıyoruz anlamakta güçlük çekiyorum…</p>
<p><strong>Halil Bircan<br />
24 Şubat 2010 </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/su-cezayi-dusurelim-be-abi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu ne Perhiz, Bu Ne Lahana Turşusu</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/bu-ne-perhiz-bu-ne-lahana-tursusu/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/bu-ne-perhiz-bu-ne-lahana-tursusu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2010 06:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[af]]></category>
		<category><![CDATA[eve dönüş yasası]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[topluma kazandırma yasası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişe dair bişeyler düşündüğümde aklıma gelen ve 3 Mart 2006 tarihinde yazmış olduğum bir yazıyı tekrar yayınlama gereği duydum. İlerleyen zamanlarda yazacağım yeni bir yazımda kaynak teşkil etmesi sebebiyle burada tekrar bulunmasında fayda görüyorum. - H.B.-   Türkiye Cumhuriyeti milli bütünlüğünü koruyabilmek adına 25 yıla yakın süre PKK denen illetle mücadele etti. Bu süreç içerisinde 30 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<pre style="padding-left: 30px;"><span style="color: #808080;"><strong><em>Geçmişe dair bişeyler düşündüğümde aklıma gelen ve 3 Mart 2006 tarihinde yazmış olduğum bir yazıyı
tekrar yayınlama gereği duydum. İlerleyen zamanlarda yazacağım yeni bir yazımda kaynak teşkil etmesi
sebebiyle burada tekrar bulunmasında fayda görüyorum. - H.B.-</em></strong>
</span><strong> </strong></pre>
<p>Türkiye Cumhuriyeti milli bütünlüğünü koruyabilmek adına 25 yıla yakın süre PKK denen illetle mücadele etti. Bu süreç içerisinde 30 bin vatan evladının yanı sıra  100 milyar doların terörle mücadeleye feda ettiği belirtildi.</p>
<p><span id="more-98"></span></p>
<p>1996-1997 yılı itibariyle de PKK denen örgütün Türkiye üzerindeki faaliyetleri durdurulurken örgüte de büyük darbeler vuruldu. Ne olduysa son 2 yıl içerisinde bu terör yeniden hortlamaya başladı. Özellikle de daha fazla demokratikleşmeye başladığımız (!)  bu dönemde… Bizi daha fazla demokratik yapmak isteyenler 25 yıl mücadele verdiğimiz örgütün adeta hamiliğini üstlenerek önce ‘ Eve Dönüş ve Topluma Kazandırma Yasası’’ adında bir af çıkarttırdılar. Çıkarılan bu af ile elimde bulunan kaynaklara göre Topluma kazandırılmak için başvuranların çoğunluğunun PKK ve Hizbullah örgütlerine mensup teröristler olduğu açıklandı.</p>
<p>Yasadan faydalanmak için 3277 kişi başvurdu. Bunun 2616’sı cezaevinden. Kendiliğinden gelipte teslim olanların sayısı sadece 661 oldu.Cezaevinden tahliye edilen Hizbullah militanı 389. Kendiliğinden teslim olan 302 Hizbullah örgüt üyesi savcılıkça serbest bırakıldı. </p>
<p>Aftan yararlanan PKK’lı sayısı 1518. Bunlar örgütlerine geri gönderildi, diğerlerinin cezalarında da büyük indirimler sağlandı, cezaları affedildi.</p>
<p>Bu noktaya dikkat edelim. 3277 başvuru 2616 sı cezaevinden  661 i cezaevi dışından.</p>
<p>Tahliye edilen kişi sayısı  2209. Yaklaşık %70 oranında serbest bırakma var.</p>
<p>Bu durum PKK’nın genel af talebine ne kadar da yakın…</p>
<p>Daha sonra ana dilde yayın hakkı önümüze getirildi. 6. uyum paketiyle beraber Türk vatandaşlarınca günlük yaşamda geleneksel olarak kullanılan farklı dil ve lehçelerde yayın yapılması imkanının, hem kamu hem de özel radyo ve televizyon kuruluşları aracılığıyla sağlanması yasal güvenceye kavuşturuluyor. Yani anadilde yayın hakkı tanınıyor.</p>
<p>Daha da fazla demokratik olmak için anadilde eğitim de isteniyor.</p>
<p> Birde bunu bizden isteyenlerin anadilde yayın ve eğitim hakkındaki tavırlarına bakalım:</p>
<p> 1- Hollanda, “millî bütünleşmeye engel olacağı için” anadilde eğitim yapılmasına imkân veren kanunu iptal etti! Hollanda Eğitim Bakanlığı da “asimilasyonu engellediği” gerekçesiyle okullardan Türkçe dersini kaldırdı!</p>
<p>2- Fransız Hükümeti “Fransa’da, Fransızca’nın dışında herhangi bir dil kullanılmasını ülkenin bölünmezliği ilkesine aykırı” bulmuştu. Nüfusun yüzde 19’unu teşkil eden 50’ye yakın etnik grubun yaşadığı Fransa’da Fransızca konuşmak bugün de mecburiyettir. Bizzat Fransız Cumhurbaşkanı Jacgues Chirac, “devletin temel prensiplerinde çatlamaya sebep olacağı için” farklı dil ve lehçelerde yayın yapılmasına tavır almıştır.</p>
<p>3- Almanya’nın eski İçişleri Bakanı Otto Schily de “Ben, birinci dili, yani anadili Türkçe olan homojen bir Türk azınlığın oluşmasını istemiyorum. Türkler’in ana dilleri Almanca olmalıdır” diyor ve ilave ediyordu: Ülkede azınlıklara resmî azınlık statüsü verilmesine karşıyız!</p>
<p><em>(Necdet Sevinç 02.03.2006 Tercüman )</em></p>
<p>Ayrıca AB Türkiye’de azınlık olarak kabul ettikleri Lazlar, Çerkezler, Araplarda bu tür taleplerde bulunabilecek ve ülke hiç yoktan bölünme sürecine girecek.</p>
<p> Necdet Sevinç’ten aktardığım 3 örnek ile bizi daha fazla demokratikleştirmek isteyenlerin ne kadar demokrat olduklarını görüyoruz.</p>
<p> Ancak Türkiye’deki yönetici tabaka özellikle son 3 yıllık süreç içerisinde ‘’Emrin Olur AB’em ‘’ mantığı ile hareket edip Türkiye’nin ve Türk insanının geleceğini AB ye ve ABD ye hipotek etmişlerdir.</p>
<p> Demokrasiyi ve demokratikleşmeyi AB’ye sözüm ona üyelikte bulacaklarına inananlara Mustafa Kemal ATATÜRK’ün şu sözlerini hatırlatırım:</p>
<p> “Artık durumu düzeltmek için Avrupa’dan öğüt almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım düşünceler belirdi. Oysa hangi bağımsızlık vardır ki, yabancıların öğütleri ile, yabancıların planları ile yükselebilsin? Tarih böyle bir şey kaydetmemiştir. Türkiye hiçbir milleti taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne batılaşacaktır! O sadece özleşecektir…” <em>M. Kemal ATATÜRK</em></p>
<p>Selam ve Dua ile…</p>
<p><strong>Halil Bircan<br />
3 Mart 2006</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/bu-ne-perhiz-bu-ne-lahana-tursusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakkı Gasp Edilen Kumandan &#8211; Enver Paşa</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/hakki-gaspedilen-kumandan-enver-pasa/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/hakki-gaspedilen-kumandan-enver-pasa/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Nov 2010 09:12:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[90 bin asker donarak şehit oldu]]></category>
		<category><![CDATA[90 bin şehit]]></category>
		<category><![CDATA[Asker]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[enver]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[kafkas kahramanı]]></category>
		<category><![CDATA[kafkaslar]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Karabekir]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[paşa]]></category>
		<category><![CDATA[sarıkamış]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkamış Harekatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[Enver Paşa, Osmanlı Devletinin son döneminde yüklendiği misyonla tarihi bir sorumluluk üstlenen, ancak bu misyonun faaliyet alanı ve amaçları irdelenmeden, sadece sonuçları üzerinde değerlendirmelerde bulunularak tarih sahnesinde en fazla hakkı yenen komutanımızdır. Türk Birliği ve İslam sancaktarlığına inancı tam olarak, kısa süren ömrünü; bu gün gurur duyduğumuz ‘ata’larımız gibi savaş meydanlarında tamamlamış, üstelik ATSIZ Ata’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Enver Paşa, Osmanlı Devletinin son döneminde yüklendiği misyonla tarihi bir sorumluluk üstlenen, ancak bu misyonun faaliyet alanı ve amaçları irdelenmeden, sadece sonuçları üzerinde değerlendirmelerde bulunularak tarih sahnesinde en fazla hakkı yenen komutanımızdır.</p>
<p>Türk Birliği ve İslam sancaktarlığına inancı tam olarak, kısa süren ömrünü; bu gün gurur duyduğumuz ‘ata’larımız gibi savaş meydanlarında tamamlamış, üstelik ATSIZ Ata’nın</p>
<p><span id="more-82"></span></p>
<p><em><strong>Yüz paralık kurşunla gider &#8220;Hayat&#8221; dediğin;<br />
&#8220;Tanrı Yolu&#8221; uzaktır; erken kalk, sıkı giyin.<br />
Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin<br />
Güzel Kızıl Elmana varmadan öleceksin.</strong></em></p>
<p>Mısralarında olduğu gibi, Kızıl Elmaya varamadan, ancak bu mefkuresini hakikat kılmak için çarpışırken ‘yüz paralık kurşun’la şehit olmuştur.</p>
<p>Bazı kalemlerin münferit yaklaşımlarla, gerçekleri saklayarak, doğru hedeflerin yanlış sonuçlarını, yanlış hedeflerin olağan sonuçları olarak göstermeleri, Enver Paşa’ya olan kinlerini açığa vurmalarıdır.</p>
<p>Enver Paşa’yı kabiliyetsizlik ve hayalperestlikle suçlayanlar, O’nun Balkan savaşlarından perişan halde çıkan Osmanlı ordusunu çok kısa bir süre içinde toparlayıp, gençleştirerek, 1. dünya savaşında bütün cephelerde emsali görülmemiş zaferlerin mimarı olduğunu gizlemişler sadece Sarıkamış Harekatının yüzeysel neticeleri üzerinden O’nu suçlamışlardır.<br />
Kuşkusuz ki Sarıkamış Harekatı da tam anlamıyla istenilen zaferle sonuçlanabilseydi bu gün Enver Paşa’nın aleyhinde hiç kimse tek kelime edemezdi. Plan’ın kusursuz olduğu, tatbiki konusunda ise kumandanların görevlerini yerine getirmediği gerek Ruslar tarafından gerekse Türk tarihçileri tarafından kabul edilmektedir.</p>
<p>Enver Paşa Harbiye nazırlığına getirildikten sonra orduda büyük yeniliklere gitmiş, orduyu gençleştirmiş, siyasetten uzak tutmuş, ordunun eğitimini yoğunlaştırarak Balkan savaşlarında büyük bir hezimete uğrayan orduyu çok kısa sürede toparlayıp, yaptığı yeniliklerle onu 1. Dünya savaşında büyük başarılara ulaştırmıştır.</p>
<p>Türk milletinin ve Türk ordusunun dünya sahnesinde isminin saygınlıkla anılmasında 1. Dünya savaşında gösterilen yüksek kabiliyet ve savaş gücünün etkisi inkar edilemez bir gerçektir. Bu neticeye ulaştıran kişi de Başkumandan vekili sıfatıyla Enver Paşadır.</p>
<p>Hele ki yapmış olduğu yenilikler içerisinde birisi daha vardır ki bu belki de Türk tarihinde bir başka dönüm noktasına vesile olumuştur.<br />
Orduyu gençleştirerek bir kerede 1500e yakın rütbeli asker kadrosunu tavsiye ederek, genç subayların önünü açmıştır. Bunlar arasında Mustafa Kemal, İsmet İnönü gibi Türk İstiklal savaşının baş mimarları da bulunmaktadır. Bu isimler daha sonrasında bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin mimarları olmuşlardır.</p>
<p>Kahramanlığı, cesareti, korkusuzluğu İsmet İnönü&#8217;nün de takdirini kazanmıştır. Şu sözler İnönü&#8217;ye aittir :<br />
<em>&#8221; Enver Paşa ihtilalden önce ahlak, cesaret ve kahramanlık misali tanınmıştır. Enver&#8217;e en çetin kıt&#8217;a hizmetleri, tam ve i&#8217;timadla emniyet edilmiştir. Enver Paşa şahsi meziyetleriyle iyi bir asker, iyi bir zabit olarak, cemiyetin kusur olarak bildiği unsurlardan, insanın tasavvur edemeyeceği kadar nasibi olmayan bir tiptir. Askeri vasıfları bakımından vazifesever, çalışkan ve korku nedir bilmez, müstesna bir kahraman olarak, askerliğin aradığı ölçülerin en yukarı seviyesinde yer almıştır…’</em> <strong>- İsmet İNÖNÜ –</strong></p>
<p>Enver Paşa bu gün Türk coğrafyasının her karışında saygıyla anılmaktadır. Bu O’nun samimiyetle taşıdığı Türk yurtlarını özgürlüne kavuşturmak arzusu uğruna canını vermesindendir. Kafkaslarda<strong><em> ‘Sen Hayaller Kur Enver, Biz Ölürüz’ </em></strong>halk sözünün dillendiği bir sohbet sırasında Abhazyalı bir arkadaşımızdan duymuştum.</p>
<p>1. Dünya savaşından sonra Anadolu’yu terk etmek zorunda kalana Enver Paşa Kuvay-ı Milliye tarafından Anadolu’daki Kurtuluş mücadelesi başarıyla sonuçlanınca Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadeleye önem vermiş, incelemeler yaptırmış, incelemeler sonucunda gelen ‘mücadele yürütmenin imkansız olduğuna’ dair rapor sonucuna karşı<strong> Türk çocuklarının hafızasından hiçbir zaman çıkmaması gereken şu cevabı </strong>vermiştir.<br />
<em><strong>‘ Türkistan ile Osmanlı Türklüğü arasındaki bağ uzun yıllardır kopmuştur. Eğer ben Osmanlı Ordularının başkumandanı ve Damad-ı Hazret-i Şehriyari olarak gelir ve Türkistan’ın istiklali uğruna orada ölürsem, bu köprüyü kurmuş oluruz’ </strong></em></p>
<p>Bu cevabı Enver Paşa’ya nasipte olmuştur. Enver Paşa 4 Ağustos 1922 de Tacikistan’ın Belçivan civarında Ruslarla girdiği mücadele de şehit düşmüştür.</p>
<p>O’nun şehadetinden sonra Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesi içinde yer alan mücahitlerden birisi<strong><em> ‘ Ümit ışığımız sönmüş, karanlıklar içinde kalmıştık. Yer gök ağlıyor… Kaybolan sade bir insan değil, milyonlarca Türk’ün umidi, istikbali, zaferi, tarihi idi.’</em></strong> diyerek Enver Paşa’nın ne denli sevildiğini göstermiştir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Enver Paşa, Sarıkamış Harekatı, Enver Paşaya Duyulan Nefretin Kaynağı </strong></span></p>
<p>Sarıkamış kimilerine göre facia, kimilerine göre destan,kimilerine göre acı, kimilerine göre hüsrandır. Her yıl Aralık ayının son haftasında Sarıkamış düşer dillere. Yürekleri hüzün kaplar. Farklı kaynaklara göre sayıları 40 bin ile 150 bin arasında olduğu söylenen askerimizin donarak, tek kurşun atmadan şahadetine ermesidir Sarıkamış. İşte bu nedenle de kimileri Sarıkamış Harekatının mimarı olan Enver Paşa’ya karşı büyük bir nefret ve düşmanlık hissi taşırlar. Osmanlı Devletini 1. Dünya savaşına sokmaktan suçlu göstererek Enver Paşa’ya yüklenirler. Ancak bu düşmanlığın temelinde Enver Paşa ile Mustafa Kemal ATATÜRK arasındaki soğukluk yatar. Cumhuriyet döneminden sonra Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yıldızı yükseltilirken, büyük bir haksızlık edilerek Enver Paşa’nın hakkı çiğnenmeye başlanmıştır.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk İle Enver Paşa arasındaki soğukluk ve mesafenin kaynağı ise Enver Paşa’nın Rusya’da iken yapmış olduğu örgütlenmenin Anadolu’da şubelerini açmak istemesidir. Mustafa Kemal Atatürk bunun millet arasında ayrılıklara sebep olacağını ve milli müdafaanın yapıldığı günlerde bu ayrılığın bu müdafaa ve bağımsızlık mücadelesine zarar vereceğini düşünerek izin vermemiş, Trabzon’a gelen Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa’yı, Erzurum’da bulunan İttihatçı liderlerinden Azmi Bey’i şehirleri terk etmeye davet etmesi, Ordu içindeki Enver Paşa’ya bağlı olduğunu düşündüğü komutanları tavsiye etmesidir.</p>
<p>Sarıkamış Harekatı ise Enver Paşa’nın askeri hayatındaki en dramatik sahnesidir.<br />
Sarıkamış Harekatını, sadece 40bin ile 150 bin arasında askerin donarak şehit olmasından dolayı eleştirenler ise bu harekatın hangi şartlar altında gerçekleştirildiğini, hangi amaçla bu harekata girişildiğini irdelemeden, sadece Enver Paşa’ya olan kinlerini kusmak için eleştirmektedirler. Bu kimseler harekatın stratejik önemini anlamak istemedikleri gibi, Sarıkamış Harekatı planını tenkit edememektedirler.</p>
<p><em><span style="color: #3366ff;"><strong>Enver Paşa bu harekatı neden önemsemiştir? Harekatın 5-6 ay ertelenmesini isteyen 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden almasının nedeni neydi ? </strong></span></em></p>
<p>Enver Paşa’nın bu harekatı önemsemesinin en temel sebebi öncelikle harekat planının çok iyi olması, muhtemel zafer sonrasında Kafkaslara kadar kapsayacak alanda rahat manevra alanı sağlayabilmesi ve en önemlisi de Rus topraklarında esaretteki Türk’leri bağımsızlıklarına kavuşturarak Türk birliğini sağlamaktır.</p>
<p>Genel Kurmay Başkanlığımızın 19 Aralık 2007 tarihinde yayınladığı Sarıkamış Harekatı başlıklı basın duyurusunda<em><strong> ‘Sarıkamış Kuşatma Harekâtı; düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan başarılı bir plandı. Ancak stratejinin faktörlerinden zaman ve iklim şartları iyi değerlendirilemediği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur’</strong></em> denilerek planın başarılı olduğunu ancak sonucun istenildiği gibi olmadığı belirtilmiştir. Yani Sarıkamış harekatı plan olarak başarılıdır. Harekat sonunda ordumuz düşmana değil, doğa şartlarına yenilmiştir.</p>
<p>Sarıkamış Harekatı’nın ne kadar başarılı bir plan üzerine yapıldığı ise Rus kaynaklarında belirtilmiştir. Rus kaynaklarına göre plan, ‘çok cesur ve cüretli bir harekettir. İlk günlerde Sarıkamış alınabilseydi Rus ordusu hezimete uğrar, belki Kafkas Dağlarına kadar çekilirdi…’</p>
<p>Yine Rus Harp tarihçisi N. Korsun Sarıkamış Operasyonu kitabında<strong><em> ‘Türk Taarruz planının çok cüretkar olduğunu, Rusların çok ciddi bir tehlikeye maruz kaldığını, başta General Mieschlayewsky ve General Bergmann’ın korkuya düştüklerini, kıt’alara umumi çekiliş emri verdiklerini’</em></strong> ifade etmektedir.</p>
<p>Enver Paşa’nın harekatı önemseme nedenlerinden bir diğeri de Rusların Sivas – Erzurum hattının ötesine geçmesine engel olmaktır. Harekatın ertelenmesi Rusların Anadolu’nun içlerine doğru girmesine engel olunamaması demektir.</p>
<p>19 Aralık 2007 tarihli Genel Kurmay Başkanlığı açıklamasında<strong> ‘Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir’</strong> denilmektedir.</p>
<p>Sarıkamış Harekatı öncesinde Osmanlı ordusu’nun tamamı teçhizat bakımından yetersizdi. Bu konuda Almanya’dan önemli destek görülmekteydi. Ancak Almanlar Sarıkamış Harekatı için teçhizat yollamayı geciktirmiş, daha sonra deniz yoluyla yollanılan teçhizat Karadenizde Ruslar tarafından batırılınca teçhizat ikmali gerçekleştirilememiştir.</p>
<p>Sarıkamış’a nakledilen ordunun bir çoğunun Yemenden gelmesi de askerlerin yazlık elbiselerle karlı dağlarda savaşmaya mecbur kalmasına sebep olmuştur. Buna hata olarak bakabiliriz. Ancak burada da Osmanlı’nın çok geniş sahada savaşmakta olduğunu ve az önce belirttiğim gibi beklenilen teçhizat desteğinin Karadeniz’de sulara batmasını unutmamamız gerekir.</p>
<p>Tüm bu sonuçlara rağmen Sarıkamış Harekatıyla Ruslar’ın Sivas – Erzurum hattını geçerek Anadolu içlerine girişi engellenmiştir. Bu büyük bir başarıdır.</p>
<p>Enver Paşa milliyetçiliği ve vatanseverliğiyle, askerliği ve sorumluluğuyla Türk tarihinin en önemli kumandanlarından birisidir. Bu gün O’na hak ettiği değeri vermek, siyasi spekülasyonlardan uzak değerlendirmelerde bulunmak mecburiyetindeyiz.</p>
<p><strong>Halil Bircan<br />
11 Ocak 2008</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/hakki-gaspedilen-kumandan-enver-pasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıllara göre Asgari Ücret &#8211; Altın karşılaştırması</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/yillara-gore-asgari-ucret-altin-karsilastirmasi/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/yillara-gore-asgari-ucret-altin-karsilastirmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 16:51:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[AKP döneminde ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[altın fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[asgari ücret]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz teğet geçti]]></category>
		<category><![CDATA[yıllara göre altın fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[yıllara göre altın fiyatları ve asgari ücret]]></category>
		<category><![CDATA[yıllara göre asgari ücret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar Altın Fiyatları Asgari Ücret Asgari Ücret/AltınFiyatı   Çeyrek Net Adet Oca.99 5,00 TL 57.62 TL 11,52 Oca.00 9,00 TL 80.55 TL 8,95 Oca.01 10,50 TL 102.36 TL 9,74 Oca.02 23,50 TL 163.56 TL 6,96 Oca.03 32,00 TL 226.00 TL 7,06 Oca.04 32,25 TL 303.07 TL 9,39 Oca.05 33,00 TL 350.15 TL 10,61 Oca.06 38,50 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="475">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong>Yıllar</strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong>Altın Fiyatları</strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong>Asgari Ücret</strong></td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>Asgari Ücret/AltınFiyatı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="103" valign="bottom"> </td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><em><span style="color: #ff0000;">Çeyrek</span></em></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><em><span style="color: #ff0000;">Net</span></em></td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><em><span style="color: #ff0000;">Adet</span></em></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.99</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">5,00 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">57.62 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>11,52</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.00</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">9,00 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">80.55 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>8,95</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.01</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">10,50 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">102.36 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>9,74</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.02</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">23,50 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">163.56 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>6,96</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.03</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">32,00 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">226.00 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>7,06</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.04</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">32,25 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">303.07 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>9,39</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.05</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">33,00 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">350.15 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>10,61</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.06</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">38,50 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">380.46 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>9,88</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.07</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">50,00 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">403,02 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>8,06</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.08</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">54,00 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">481,55 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>8,91</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.09</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">72,50 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">527,13 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>7,27</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom"><strong><em>Oca.10</em></strong></td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">91,00 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="103" valign="bottom">577,01 TL</td>
<td style="text-align: center;" width="167" valign="bottom"><strong>6,34</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="103" valign="bottom"> </td>
<td width="103" valign="bottom"> </td>
<td width="103" valign="bottom"> </td>
<td width="167" valign="bottom"> </td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: center;" colspan="4" width="475" valign="bottom"><span style="color: #ff0000;">1 Ocak 2008 den itibaren asgari ücretlere asgari geçim indirimi eklenmiştir</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren ise asgari ücret net 599,58 TL olarak belirlenmiş olup bu gün itibariyle ( 18 Ekim 2010 ) çeyrek altın satış fiyatı 103,07 TL dir.</p>
<p><span id="more-59"></span></p>
<p>Bu tabloya göre 1 Ocak 1999 tarihinden 18 Ekim 2010 tarihine kadar geçen süreçte asgari ücret altın fiyatları karşısında %50 ye yakın düşme göstermiştir.</p>
<p>1 Ocak 2001 – 1 0cak 2010 tarihleri arasındaki 10 yıllık sürece baktığımızda asgari ücretin altın fiyatları karşısındaki düşüş %35 dir.</p>
<p>AKP iktidarının başladığı 3 Kasım 2002 tarihinden sonraki altın fiyatlarını inceleyelim.</p>
<p>1 Ocak 2003 tarihi itibariyle çeyrek altın fiyatı 32,00 lira iken asgari ücret 226,00 lira olarak görünüyor. Bu tabloya göre 1 Ocak 2003 yılında asgari ücret alan bir kişi bu maaşıyla 7,06 çeyrek altın alabiliyor.</p>
<p>1 Ocak 2004 tarihinde çeyrek altının fiyatı 32,25 TL iken asgari cüret 303,07 TL ye yükseliyor. 1 Ocak 2004 tarihinde asgari ücretli olan bir işçinin bu tarihte alabileceği çeyrek altın adeti 9,39 olarak gerçekleşiyor ve bir önceki yıla göre altın alımı  %32,5 lik artış gösteriyor.</p>
<p>1 Ocak 2005 tarihinde asgari ücret 350,15 TL ye çıkarken çeyrek altın fiyatı 33,00 TL olarak gerçekleşiyor ve asgari ücretli bir kimse bu tarihte 10,61 adet çeyrek altın alabilirken bir önceki yıla göre alım gücünde % 12lik artış gerçekleşiyor.</p>
<p>1 Ocak 2006 tarihinde çeyrek altın 38,50 TL, asgari ücret ise 380,46 TL olarak karşımıza çıkıyor. Bu tarihte asgari ücretli bir işçinin maaşının tümüyle alabileceği çeyrek altın fiyatı 9,88 adet iken bir önceki yıla göre %7 lik bir alım gücü kaybına uğruyor.</p>
<p>1 Ocak 2007 tarihinde asgari ücret, çeyrek altın fiyatının 8,06  katı olarak gerçekleşiyor.<br />
Yani 1 ocak 2007 tarihinde asgari ücretli bir işçi maaşının tamamıyla ancak 8,06 adet çeyrek altın alabilirken bir önceki yıla göre yaklaşık %18,5 , 2 yıl öncesine göre ise %24 lük bir alım gücü kaybına uğruyor.</p>
<p>1 Ocak 2008’den itibaren asgari geçim indirimi de asgari ücrete ilave edilerek asgari ücret 481,55 TL çeyrek altının fiyatı 54,00 TL olarak gerçekleşiyor ve asgari ücretin çeyrek altına oranı 8,91 olarak gerçekleşiyor. 1 Ocak 2007 tarihindeki rakamlara göre bu değer %10 luk bir artış göstermiş olmakla birlikte 1 Ocak 2006 tarihine göre %10luk değer kaybını sürdürmüş oluyor.</p>
<p>İşte bu tarihten sonra AKP hükümetinin bizi teğet geçti dediği ve küresel bir ekonomik kriz olarak yorumlanan ekonomik sıkıntılı dönem gerçekleşiyor.</p>
<p>1 Ocak 2009 tarihinde çeyrek altın fiyatı 72,50 TL olarak karşımıza çıkarken asgari geçim indirimi dahil asgari ücret ise 527,13 TL olarak belirleniyor. Bu tarih itibariyle asgari ücretli bir işçi, maaşının tamamıyla 7,27 adet çeyrek altın alabilir hale geliyor.</p>
<p>Bizi  ‘<strong>teğet’</strong> geçen küresel ekonomik krizin Türkiye’de yaralarının sarıldığının belirtildiği 2010 yılının ocak ayında ise asgari ücret 577,01 TL iken çeyrek altın 91,00 TL olarak gerçekleşiyor.<br />
1 Ocak 2010 tarihi itibariyle asgari ücretli bir işçi 6,34 adet çeyrek altın alabilirken bu değer  1 Ocak 2002 tarihli değere yaklaşıyor.</p>
<p>Bu yazının hazırlandığı 18 Ekim 2010 tarihinde ise <strong>asgari ücret net 599,58 TL</strong> olarak belirlenmiş olup bu gün itibariyle <strong>çeyrek altın satış fiyatı</strong> <strong>103,07</strong> TL dir.</p>
<p>2001 krizinin etkisini sürdürdüğü 1 Ocak 2002 tarihinde asgari ücret alan bir işçi 6,96 adet çeyrek altın alabilirken bu gün 5,81 adet çeyrek altın alabilmektedir. Bu değer Türkiye’nin en büyük ekonomik krizi diye adlandırılan 2001 krizine oranla %17 oranında geridedir.</p>
<p>Teşekkürler Türkiye !</p>
<p><strong>Halil Bircan<br />
18 Ekim 2010</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/yillara-gore-asgari-ucret-altin-karsilastirmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitlesel Uyku, Kitlesel Başkaldırı</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/kitlesel-uyku-kitlesel-baskaldiri/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/kitlesel-uyku-kitlesel-baskaldiri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Oct 2010 11:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kitlesel Başkaldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitlesel Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[tayyip erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye bayram haftasına girmek üzereyken verdiği 15 Mehmet’ine ağlıyor. Feryat figan. Büyük bir öfke ile isyan ederek. Teröre lanetler yağdırıp, siyasetçilere kızarak. Her dilde artık duymaya alıştığımız Şehitler Ölmez nidası… Ama ne var ki ateş düştüğü yeri yakıyor. Her zaman olduğu gibi bizlerin sadece etekleri yanarken, Mehmet’imin ailesinde yürekler yanıyor. Biz bir gün ağlarken onlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye bayram haftasına girmek üzereyken verdiği 15 Mehmet’ine ağlıyor. Feryat figan. Büyük bir öfke ile isyan ederek. Teröre lanetler yağdırıp, siyasetçilere kızarak.</p>
<p>Her dilde artık duymaya alıştığımız Şehitler Ölmez nidası…<br />
Ama ne var ki ateş düştüğü yeri yakıyor.<br />
Her zaman olduğu gibi bizlerin sadece etekleri yanarken, Mehmet’imin ailesinde yürekler yanıyor.<br />
Biz bir gün ağlarken onlar her gün her dakika yüreklerine düşen közün acısıyla kıvranıyorlar.</p>
<p><span id="more-55"></span></p>
<p>7 Ekim Pazar günü Şırnak’ta 13 askerimizin birden şehit haberi medyaya yansır yansımaz, önce internet üzerinden yoğun bir tepki ve öfke yazıları gelmeye başladı.<br />
Daha sonra telefon ile bi kaç arkadaşla bu şehadetleri konuştuk, yine her zamanki gibi büyük bir heyecan ve kızgınlıkla hem siyasetçileri eleştirdik, hem teröristlerle bunlara destek veren bütün kollara olan lanet duygularımızı ifade ettik.</p>
<p>Ancak Pazar günü herkes bir başkaydı sanki.<br />
Haber arşivlerime bakıyorum da. Son 2 ay içinde verdiğimiz şehit sayısı 55 i bulmuş.<br />
Örneğin 22 temmuz seçimlerinden sonraki 1 aylık süreçte tam olarak 13güvenlik görevlimiz ile 2 vatandaşımız olmak üzere toplamda 15 şehit vermişiz.<br />
Bu süreç içinde birde teröristlerin Van’da 8 sivili kaçırdıklarını da bilgilerinize sunmak isterim.</p>
<p>Hafızalarınızda tazeliğini koruyordur henüz 10 gün olmadı 12 sivil’in PKK tarafından katledilmesi. Ve 1 hafta sonrasında da 15 askerimizin şahadeti.</p>
<p>Burada değinmek istediğim nokta verdiğimiz tepkiler.<br />
Az önce de belirttiğim gibi son 2 ay içinde verdiğimiz şehit sayısı 55.<br />
Son 1 aylık süreçte ise tam 42 vatan evladını toprağa gömdük.<br />
Ancak bunların sadece 2 tanesinde kitlesel olarak tepki gösterebildik. Birincisi 12 sivilin öldürülmesinde, ikincisi ise 13 askerimizin şahadetinde.<br />
Peki 55 şehitten bu 2 saldırıdaki sayıyı çıkardığımızda geriye kalan 30 şehidimiz için kaçımız ağladık?<br />
Kaçımız büyük bir öfke ile terörü ve basiretsiz idarecileri lanetledik?<br />
Toplu halde hiçbir tepki gösterdik mi? (Cenazelerin olduğu iller haricinde)<br />
İnternette sohbet ortamlarında üzüntümüzü dile getirdik mi?<br />
Neden bir suskunluk içinde bu şehitlerimizi uğurladık?<br />
Belki de bir çoğumuz diğer şehitlerimizden habersiz günlerini gün ettiler.<br />
Onların günahları neydi? Neden onlar içinde ağlamadınız a beyler?<br />
Neden kitlesel olarak tepkinizi göstermediniz?<br />
Neden o şehitlerde bayraklarınızı asmadınız dükkanlarınıza evlerinize?<br />
Neden birbirinize üzüntünüzü bildiren duygular ifade etmediniz?<br />
Onların günahları toprağa birer birer düşmelerimiydi?</p>
<p>Bu nedenle kızıyorum sizlere. Sistemin oyununa düşmüşsünüz ve muhtemelen farkında değilsiniz bunun.<br />
Sistem size önce <strong>‘Terörle Yaşamaya Alışmalısınız’ </strong>(*) dedi. Alıştınız…<br />
Alışmak kabullenmektir. Hem terörü, hem terörün sebep olduğu canları. Kabullendiniz ki sustunuz diğer şehit haberlerinde…<br />
Hatırlıyor musunuz Ağustos ayının başında Diyarbakır’da 3 askerimiz şehit edilmişti?<br />
O gün bu günkü kadar tepki gösterilmemişti. Bırakın bu kadarı tepki bile gösterilmemişti <strong>Vatan Sağolsun </strong>dan başka.<br />
Hatırlıyor musunuz 27 Eylül tarihinde Bitlis’te 2 şehit daha verdik?</p>
<p>Peki ya 17 Ağustos 2007 tarihinde PKKlı teröristlerle girdiği çatışmada yaralanıp kaldırıldığı hastahane de şahadet şerbeti içen Jandarma Uzman Çavuş İzzet Emir i hatırlıyor musunuz?</p>
<p>Maalesef bir çoğumuz hatırlamıyoruz. İsimleri hiç önemli değil, Ahmet olmuş, İzzet olmuş. Bizler Mehmetleri hatırlamıyoruz beyler, Mehmetleri…</p>
<p>Alıştırdılar bizleri artık. 3 şehit haberini 4 şehit haberini sadece<strong> ‘Vatan Sağolsun’</strong> diyerek geçiştiriyoruz.</p>
<p>Korkuyorum.<br />
Korkuyorum Onun üzerinde şehit sayısında ayağa kalkan milletimizin, yarın 10 şehidi de sindirip sus pus oturmasından.<br />
Korkuyorum şehit sayısının, ancak bir günde 20lere ulaşmasından sonra milletimizin tepki göstermesinden.<br />
Korkuyorum…</p>
<p>Daha neyi bekliyorsunuz ?<br />
1 Mehmet’le 1000 Mehmet arasında ne fark var?</p>
<p>1 tanesi de namus meselesidir 1000 taneside.<br />
Birinin canı da kutsaldır bininin canı da.</p>
<p>Neden tepki vermek için yüksek sayılara ulaşmasını bekliyorsunuz şahadet haberlerinin ?</p>
<p>Başkaldırın sistemin bağışıklığına ,<br />
Başkaldırın sistemin sizi uyutmasına,<br />
Başkaldırın ve yeri göğü inletin 1 şehit sonrasındada 10 şehit sonrasındada&#8230;<br />
Başkaldırın size <strong>Alışın</strong> diyenlere.<br />
Gerekiyorsa bulundukları mevki ve makam neresi olursa olsun yıkın başına!<br />
Sizi terörle yaşatmaya alıştırmaya davet edenleri, sizinle yaşamaya alıştırın.<br />
Alıştırın ki attıkları adımın hesabını verecekleri kitle olduğunu görsünler.<br />
Sizleri marjinallikle suçlayanlara başkaldırın.<br />
Yoksa siz alışıyorsunuz beyler. Alışıyorsunuz.<br />
1 şehit haberinin içeriğini bile okumuyor, 2 şehit haberinde<strong> ‘Yine şehit var’</strong> diyorsunuz<br />
3,4 şehit haberinde belki içiniz biraz acıyor ‘Vatan Sağolsun’ diyorsunuz.<br />
Ve sayı 10 ların üzerine çıktığı zaman ayağa kalkıyorsunuz.</p>
<p><strong>Uyanın bu kitlesel uykunuzdan. Kitlesel şahlanışa geçin. Kitlesel Başkaldırıya geçin&#8230;</strong></p>
<p><strong>12.10.2007<br />
Halil Bircan</strong></p>
<p><em>(*) – Recep Tayyip Erdoğan – AKP Eskişehir mitingi 09.07.2007</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/kitlesel-uyku-kitlesel-baskaldiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dün Çok Üşümüştüm&#8230;</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/dun-cok-usumustum/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/dun-cok-usumustum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Sep 2010 08:02:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[4C]]></category>
		<category><![CDATA[grev]]></category>
		<category><![CDATA[Tekel işçileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[Dün işten çıkmış mahalleme gelmiştim. Arabadan indiğimde soğuktan, koşar adım eve doğru giderken yanından geçtiğim kişinin annem olduğunu Hey diye seslenince fark ettim. Elindeki çantayı alarak ‘’Çok soğuk’’ dedim. Üşümüştüm… Eve girer girmez sobayı yaktım. Hatırlıyorum, daha 2 gün evvel sobanın düğmesine soğuktan değil de gelecek faturadan dolayı titreyen ellerle uzandığımı… Ama dün çok soğuktu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>           Dün işten çıkmış mahalleme gelmiştim. Arabadan indiğimde soğuktan, koşar adım eve doğru giderken yanından geçtiğim kişinin annem olduğunu Hey diye seslenince fark ettim. Elindeki çantayı alarak ‘’Çok soğuk’’ dedim.<br />
Üşümüştüm…</p>
<p>Eve girer girmez sobayı yaktım. Hatırlıyorum, daha 2 gün evvel sobanın düğmesine soğuktan değil de gelecek faturadan dolayı  titreyen ellerle uzandığımı…</p>
<p><span id="more-46"></span></p>
<p>Ama dün çok soğuktu ve ben üşümüştüm… Bu sefer üşüyen ellerle çevirdim düğmeyi sonuna kadar ve oturdum karşısına…<br />
İşten geldim ya, annemde bi şeyler hazırladı yemem için. Acıktığımı da o an hissettim.Şükür olsun, ısınmıştım, doymuştum da…<br />
Bilgisayarı açtım önce. Haberleri görünce hatırladım dünün önemini…</p>
<p>Dün 4 Şubattı. Bazıları grevde bazıları ise g(ö)revdeydi… Sobam yanıyordu ve karnımı doyurmuştum… Kahvemden yudumlarken, bu sefer  gerçekten üşümüştüm !</p>
<p>53 gündür eylemde olan, 10 gündür kar altında mücadelesini sürdüren ve açlık grevinde olan işçileri hatırlayınca kızdım kendime…<br />
Bu sefer gerçekten üşümüştüm… Sobayı söndürdüm, kahvemi yarım bıraktım. Düşündüm… Ve üzüldüm…<br />
Halimi soranlara sustum, keyfim de kaçmıştı… Üşüyordum da… Amaçsızca baktım haberlere… Bir çocuğun gözyaşları içinde ‘Babam’ı çok özledim. O hasta ve soğukta. 53 gündür orada bizim için hakkını arıyor.Babamı çok özledim’ sözlerine takıldım ve yaş kattım yaşlarına usulca…</p>
<p>Bu sefer gerçekten üşümüştüm…</p>
<p>Şu an yeni günün ilk dakikaları. Bu gün ne yapacağıma karar verdim.<br />
İşyerinde kısa kollu elbisem ile duracağım, eve geldiğimde sobayı yakmayacağım ve gün boyu kendimi açlığa mahkum edeceğim. Biliyorum, ne anlayacaklar ne de  anlamak isteyecekler beni. Hatta alay edecekler biliyorum. Ama ben, Hz. İbrahim’in (a.s.) atıldığı ateşe su taşıyan karınca kadar olacağım bu gün…O’nun kadar saf ve temiz, inanarak…</p>
<p>Selam ve Dua İle…</p>
<p><strong>05.02.2010<br />
Halil Bircan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/dun-cok-usumustum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenekon, Darbe iddiaları ve Uluslar arası Oyunları</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/ergenekon-darbe-iddialari-ve-uluslar-arasi-oyunlari/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/ergenekon-darbe-iddialari-ve-uluslar-arasi-oyunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 10:36:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[ayışığı]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe iddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[sarıkız]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslar arası Oyunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta sonu Banu Avar’ın ‘Hangi Dünya Düzeni’ adıyla sunduğu kısa bir konferansını dinleme imkanım oldu. Banu Avar, içi dolu olarak geldiği salonda, Türkiye’nin genel perspektifini değerlendirdi ve ciddi açıklamalarla bizleri daha derin düşünmeye sevketti. 2. Dünya savaşından itibaren Türkiye’de görev almış tüm hükümetlerin ABD güdümlü olduğunu  ve ABD politikalarının taşeronluğunu yaptığını belirten Avar, buna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta sonu Banu Avar’ın ‘Hangi Dünya Düzeni’ adıyla sunduğu kısa bir konferansını dinleme imkanım oldu.</p>
<p>Banu Avar, içi dolu olarak geldiği salonda, Türkiye’nin genel perspektifini değerlendirdi ve ciddi açıklamalarla bizleri daha derin düşünmeye sevketti.</p>
<p><span id="more-39"></span></p>
<p>2. Dünya savaşından itibaren Türkiye’de görev almış tüm hükümetlerin ABD güdümlü olduğunu  ve ABD politikalarının taşeronluğunu yaptığını belirten Avar, buna NATO üyeliğinin zemin hazırladığını belirtti.</p>
<p>            Ergenekon adı verilen operasyonlarında kaynağının ABD olduğunu belirten Banu Avar, peşin sıra ortaya çıkan ‘ Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız, Balyoz vs.’ gibi sözde darbe planlarının ardında ABD’nin Türk ordusu içindeki NATO karşıtı paşaları pasifize edip devre dışı bırakmak olduğu söyledi.</p>
<p>Bu konferans ile bir çoğumuzun dikkatten kaçırdığı ve  genel olarak ‘Akp hükümetinin kendisine muhalif olan herkesi yargılamak’ ve ‘Türk ordusunu yıpratmak ‘ amacıyla yaptığını düşündüğü bu operasyonlar’ın  kaynağının ve amacının çok daha derinlerde olduğu bir kez daha idrak ettim.</p>
<p>Banu Avar, NATO karşıtı oldukları için pasifize edilmeye çalışılan ve  çeşitli darbe iddiaları ile tutuklanan komutanların Avrasya’cı olduklarını dile getirince ‘Avrasyacılık’ ideolojisinin Rus fikir babası olan Aleksandr Dugin aklıma geldi.<br />
            Türkiye’de özellikle İşçi Partisi ile sıcak temaslar içinde bulunan Aleksandr Dugin ismini birkaç yıl önce (henüz Ergenekon denen oyun sahnelenmemişti) bir sohbet ortamında bir öğretmenin ağzından duymuştum. Öğretmenimizin dikkat edilmesi gereken bir tehlike olarak ismini zikrettiği Dugin’i o zamanlar tanımıyordum ve önemsememiştim de.</p>
<p>Sonraki dönemde uzun bir süre görev icabı, suyun bile olmadığı yerlerde bulununca  Dugin’de unutulmuştu tarafımdan.</p>
<p>Geçtiğimiz aylarda Ergenekon’un Rusya bağlantısı rastladığım haberde Aleksandr Dugin’in ismini duyunca, öğretmenimizin ‘dikkat edilmesi gereken tehlike’ sözünü tekrar hatırladım.</p>
<p>Böylece Türkiye’de sahnelenen Ergenekon oyununun çift taraflı bir oyun olduğu inancı zihnimde ivme kazandı.</p>
<p>Dalga dalga gerçekleşen Ergenekon operasyonları ile Türkiye üzerinde ABD – Rusya hegomanya savaşları yaşanmaktadır.</p>
<p>Bu operasyonlarda AKP hükümetinin siyasi hınç politikası güttüğü aşikar olsa da ‘ideolojik açıdan’ ABD – Rusya çatışmasında ABD’nin ciddi bir hakimiyeti olduğu görülmektedir.</p>
<p>Peki bu çatışmada bizi bekleyen en büyük tehlike nedir?</p>
<p>Bu soruma hiç düşünmeden bunlardan birisine ‘taraf’ olmak diyebilirim. ABD – Rusya oyununda kim kazanırsa kazansın kaybeden her halükarda Türkiye olacağı için 2 taraftan birisini seçmek çok büyük yanlış olacaktır.</p>
<p>Milletimiz Ergenekon ve sözde darbe planları ile taraf seçmeye itilmiştir. Az önce de belirttiğim gibi  Akp hükümetinin siyasi hınç alma politikası güttüğü bu oyuna tepki gösterenler birden bire (kısmen ben de dahil) ergenekoncuların tarafı  olduk.</p>
<p>Bunda Akp hükümetinin baskı ve yıldırma politikalarının  haricinde Akp muhalifliği de önemli bir faktördü. Kısacası biz daha derinlere inmeden yüzeysel bakarak hemen tarafımızı seçmiştik.</p>
<p>Artık oyunun iki taraflı oynandığı ve tarafların ABD ve deşifre edilmiş Rusya olduğu bellidir. Bu gün yaşananları kazanmak ve kaybetmek olarak yorumlamak ahmaklıktır. Yaşasın, Türkiye topraklarında oynanan oyunu  ABD kazandı sevinci ile tüh Rusya kaybetti hüznü aynı değerdedir ve her halükarda Türkiye kaybetmiştir.</p>
<p>ABD güdümlü FGH destekli ve Akp figüranlı bu  oyunda tarafımız, aşikar olan ABD olamazdı. Ancak geç deşifre edilen Rusya? Tabi ki hayır.<br />
            Yani biz gümdemdeki adıyla Ergenekon soruşturmalarına ne ‘Evet’, ne ‘Hayır’ diyemeyiz. (Burada siyasi hınç politikasıyla kendisinden intikam alınan ve Ergenekon kapsamına dahil edilen isimler tenzih edilmektedir)</p>
<p>            Biz topraklarımız üzerinde oynanan ve başta siyasi olmak üzere, dini, ekonomik ve basın çevreleri tarafından da taşeronluğu yapılan bu oyunlara karşı Türkiye üzerinde birleşebilmeliyiz.</p>
<p><strong>Halil Bircan<br />
02.03.2010</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/ergenekon-darbe-iddialari-ve-uluslar-arasi-oyunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Gençliği ve Kimlik Arayışı</title>
		<link>http://www.itirazlar.com/turk-gencligi-ve-kimlik-arayisi/</link>
		<comments>http://www.itirazlar.com/turk-gencligi-ve-kimlik-arayisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 15:08:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Bircan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>
		<category><![CDATA[Gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam Ülküsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.itirazlar.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda küreselleşmenin ve kültürel saldırıların en yoğun olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Bu saldırılardan korunmanın tek yolu da öze bağlı kalmaktır. Milli kimliğini unutanlar ya da yabancı unsurları milli kimliğinin önünde tutan milletler çok kısa süre içerisinde emperyalizmin sinsi ağına düşerler. Bu gün Türk insanı, özellikle de Türk gençliği büyük bir kimlik bunalımı içerisinde bulunmakta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.itirazlar.com/wp-content/uploads/2010/09/arayis.jpg"></a>Son yıllarda küreselleşmenin ve kültürel saldırıların en yoğun olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Bu saldırılardan korunmanın tek yolu da öze bağlı kalmaktır. Milli kimliğini unutanlar ya da yabancı unsurları milli kimliğinin önünde tutan milletler çok kısa süre içerisinde emperyalizmin sinsi ağına düşerler.</p>
<p>Bu gün Türk insanı, özellikle de Türk gençliği büyük bir kimlik bunalımı içerisinde bulunmakta ve kendini kurtaracak arayışlar içerisindedir. Özellikle 2. dünya savaşından itibaren dünya üzerinde rol oynamaya başlayan ve yayılmacı bir politika izleyerek tüm dünya için bir tehdit oluşturan emperyalizm ve küresel güçlerin her türlüsü Türkiye’de de etkin bir şekilde rol oynamaya başlamış, bu süreç içerisinde Türkiye’de komünizm tehlikesi en büyük tehdit olarak ön plana çıkmıştır.</p>
<p><span id="more-31"></span></p>
<p>Allaha şükür ki bu bela kendisini sadece milletine adamış, kaynağını Hak’tan ve halktan almış ve amaçları sadece Allah’ın rızasını kazanmak olan Türk-İslam Ülkücüleri sayesinde def edilmiştir.</p>
<p>Özünden ve kimliğinden bihaber kimseler kızıl emperyalizm fikri saldırısına uğrayarak onların ağına düşmüş ve kızıllaştırılmış beyinler TÜRK kimliğini kendilerinden soyutlayarak ülkemizde faaliyet alanı aramışlardır.</p>
<p>Ancak karşılarında kimliğini koruyabilmiş ve o kimliğin yaşaması için canını verebilecek güce sahip gençler karşısında kızıl emperyalizm yenilgiye uğramıştır.</p>
<p>Günümüz de ise durum tersi yönde seyretmektedir. Türk gençliği dünü ve bu günü arasında bir buhran yaşamakta, kendisine bir çıkış yolu aramaktadır. 1250 yıldır ( TÜRK’ler 751 Talas Savaşı ile toplu halde İslamiyet’i seçmeye başlamışlardır ) İslam’la şereflendirilmiş olan bir millet olan TÜRK milleti özellikle Osmanlı İmparatorluğu ile yaklaşık 600 yıl İslamiyet’in bayraktarlığını yapmıştır. Öyle ki hemen hemen bütün dünya da Türk dendiği zaman akla Müslüman gelmektedir. Kısacası Türklük ve İslamiyet iç içe girmiştir. Türk insanı yaşamını İslamiyet’e uygun olarak seçmiş, O’na uygun yaşamış, örfü adetlerini ona göre şekillendirmiştir. Bu gün Türk gençliği işte bu buhranı yaşamaktadır. Özellikle eğitim bu buhranın önlenmesine yardımcı olması gerekirken Türk’ün ruhuna aykırı, örf ve adetlerine uzak eğitim anlayışı yüzünden Türk gençliğini ve Türk milletini bu buhrana iyice sürüklemekte, bunun sonucu olarak ülkemiz kültürel saldırılar karşısında zayıf düşmektedir. İslamiyet’i ve Türklüğü iyi anlatamayan eğitim sistemi bireyleri tarihine yabancı yetiştirmekte, kendisini ayağa kaldıracak hamleler yapmasına engel olmaktadır. Şimdi kaçımız Bruni’yi, Farabi’yi, İmam Gazali’yi, İmam-ı Azam ı vs.  Türk ve İslam büyüklerimizi tanıyoruz? Sadece isimlerini biliyoruz. Böyle değerlerine yabancı olan, O’nları bilmeyen tanımayan ve O’nların dünyaya verdiklerinden habersiz olan bir gençlik yetişmekte. Dün Türk ve İslam dünyasını şaha kaldıran, örfünü, âdetini ve yaşantısındaki davranışları gittiği her yere götürerek 3 kıtaya adalet dağıtan TÜRK bu gün dünü ile çatışma yaşamakta, örf ve adetlerini ayıplamakta ve bunları ‘geçmişte kaldı’ diyerek hayatlarından çıkarmaktadır. Kendisinden önceki nesil, yani anne babası ile dahi çatışma halindedir. Kendine yabancılaşan ve kurtuluşu dışarıda arayan, Öz’leşmek yerine batılılaşmayı gerçekleştirmek isteyen ve her türlü kurtuluşu dışarıda arayan, bir nevi beynini satmış bir gençlik yetişmekte. Kısaca Türk gençliği zamanın oynadığı oyuna yenik düşmektedir. Bu durum hakkında Hz. Ali (r.a.) ‘ Çocuklar ebeveynlerinden çok zamana benzerler’ buyurmuştur.</p>
<p>Her millet kendi tarihini bilmek, kendi kültürünü yaşatmak ister. Bunları şovenistlik ya da gericilik olarak değerlendiren kesimler fikri erozyona uğramış, kendi milletine yabancılaşmış kişilerdir. Üzülerek görmekteyim ki bu kişiler Türkiye’de her alanda söz sahibi olmaya başlamışlar ve adeta TÜRK kaleleri içten fethedilmeye başlanmıştır. Bu saldırıya karşı tek ümit yine Türk-İslam Ülkücülerindedir. Türk-İslam Ülküsüne gönül vermiş, kendisini bu davanın neferi kabul eden herkes bu saldırılar karşısında dünden daha çetin şartlarda mücadele etmek zorundadır. Öncelikle kendisinden başlayarak kendi kimliğini iyi tanımalı ve ona sahip çıkmalı, daha sonra da bu kimliği Türkiye’de hâkim kılmalıdır. Kaynağını halktan almayan hiçbir devlet güçlü olamaz.</p>
<p>Güçlü bir devlet olmanın en büyük sırrı gerçek hukuk düzeninin oluşturulması, gücün milli iradeden alınması ve milli sorunları ilmi çalışmaların ışığında ve öze aykırı olmamasıdır.</p>
<p>İşte Türk-İslam Ülkücüleri ‘Güçlü Devlet’ için tüm imkânlarını seferber etmeli, kendisini tüm yozlaşmış uğraşlardan ayıklamalı, kendisini bireysel olarak geliştirmeli, gelişirken kendisini zamanın yozlaşmış kalıplarından arındırmalı ve kendi ‘kimliğini’   bulmalıdır.</p>
<p>Selam ve Dua ile.</p>
<p><strong>Halil Bircan</strong></p>
<p><strong>22.06.2006</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.itirazlar.com/turk-gencligi-ve-kimlik-arayisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
