Hakkı Gasp Edilen Kumandan – Enver Paşa
Enver Paşa, Osmanlı Devletinin son döneminde yüklendiği misyonla tarihi bir sorumluluk üstlenen, ancak bu misyonun faaliyet alanı ve amaçları irdelenmeden, sadece sonuçları üzerinde değerlendirmelerde bulunularak tarih sahnesinde en fazla hakkı yenen komutanımızdır.
Türk Birliği ve İslam sancaktarlığına inancı tam olarak, kısa süren ömrünü; bu gün gurur duyduğumuz ‘ata’larımız gibi savaş meydanlarında tamamlamış, üstelik ATSIZ Ata’nın
Yüz paralık kurşunla gider “Hayat” dediğin;
“Tanrı Yolu” uzaktır; erken kalk, sıkı giyin.
Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin
Güzel Kızıl Elmana varmadan öleceksin.
Mısralarında olduğu gibi, Kızıl Elmaya varamadan, ancak bu mefkuresini hakikat kılmak için çarpışırken ‘yüz paralık kurşun’la şehit olmuştur.
Bazı kalemlerin münferit yaklaşımlarla, gerçekleri saklayarak, doğru hedeflerin yanlış sonuçlarını, yanlış hedeflerin olağan sonuçları olarak göstermeleri, Enver Paşa’ya olan kinlerini açığa vurmalarıdır.
Enver Paşa’yı kabiliyetsizlik ve hayalperestlikle suçlayanlar, O’nun Balkan savaşlarından perişan halde çıkan Osmanlı ordusunu çok kısa bir süre içinde toparlayıp, gençleştirerek, 1. dünya savaşında bütün cephelerde emsali görülmemiş zaferlerin mimarı olduğunu gizlemişler sadece Sarıkamış Harekatının yüzeysel neticeleri üzerinden O’nu suçlamışlardır.
Kuşkusuz ki Sarıkamış Harekatı da tam anlamıyla istenilen zaferle sonuçlanabilseydi bu gün Enver Paşa’nın aleyhinde hiç kimse tek kelime edemezdi. Plan’ın kusursuz olduğu, tatbiki konusunda ise kumandanların görevlerini yerine getirmediği gerek Ruslar tarafından gerekse Türk tarihçileri tarafından kabul edilmektedir.
Enver Paşa Harbiye nazırlığına getirildikten sonra orduda büyük yeniliklere gitmiş, orduyu gençleştirmiş, siyasetten uzak tutmuş, ordunun eğitimini yoğunlaştırarak Balkan savaşlarında büyük bir hezimete uğrayan orduyu çok kısa sürede toparlayıp, yaptığı yeniliklerle onu 1. Dünya savaşında büyük başarılara ulaştırmıştır.
Türk milletinin ve Türk ordusunun dünya sahnesinde isminin saygınlıkla anılmasında 1. Dünya savaşında gösterilen yüksek kabiliyet ve savaş gücünün etkisi inkar edilemez bir gerçektir. Bu neticeye ulaştıran kişi de Başkumandan vekili sıfatıyla Enver Paşadır.
Hele ki yapmış olduğu yenilikler içerisinde birisi daha vardır ki bu belki de Türk tarihinde bir başka dönüm noktasına vesile olumuştur.
Orduyu gençleştirerek bir kerede 1500e yakın rütbeli asker kadrosunu tavsiye ederek, genç subayların önünü açmıştır. Bunlar arasında Mustafa Kemal, İsmet İnönü gibi Türk İstiklal savaşının baş mimarları da bulunmaktadır. Bu isimler daha sonrasında bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin mimarları olmuşlardır.
Kahramanlığı, cesareti, korkusuzluğu İsmet İnönü’nün de takdirini kazanmıştır. Şu sözler İnönü’ye aittir :
” Enver Paşa ihtilalden önce ahlak, cesaret ve kahramanlık misali tanınmıştır. Enver’e en çetin kıt’a hizmetleri, tam ve i’timadla emniyet edilmiştir. Enver Paşa şahsi meziyetleriyle iyi bir asker, iyi bir zabit olarak, cemiyetin kusur olarak bildiği unsurlardan, insanın tasavvur edemeyeceği kadar nasibi olmayan bir tiptir. Askeri vasıfları bakımından vazifesever, çalışkan ve korku nedir bilmez, müstesna bir kahraman olarak, askerliğin aradığı ölçülerin en yukarı seviyesinde yer almıştır…’ - İsmet İNÖNÜ –
Enver Paşa bu gün Türk coğrafyasının her karışında saygıyla anılmaktadır. Bu O’nun samimiyetle taşıdığı Türk yurtlarını özgürlüne kavuşturmak arzusu uğruna canını vermesindendir. Kafkaslarda ‘Sen Hayaller Kur Enver, Biz Ölürüz’ halk sözünün dillendiği bir sohbet sırasında Abhazyalı bir arkadaşımızdan duymuştum.
1. Dünya savaşından sonra Anadolu’yu terk etmek zorunda kalana Enver Paşa Kuvay-ı Milliye tarafından Anadolu’daki Kurtuluş mücadelesi başarıyla sonuçlanınca Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadeleye önem vermiş, incelemeler yaptırmış, incelemeler sonucunda gelen ‘mücadele yürütmenin imkansız olduğuna’ dair rapor sonucuna karşı Türk çocuklarının hafızasından hiçbir zaman çıkmaması gereken şu cevabı vermiştir.
‘ Türkistan ile Osmanlı Türklüğü arasındaki bağ uzun yıllardır kopmuştur. Eğer ben Osmanlı Ordularının başkumandanı ve Damad-ı Hazret-i Şehriyari olarak gelir ve Türkistan’ın istiklali uğruna orada ölürsem, bu köprüyü kurmuş oluruz’
Bu cevabı Enver Paşa’ya nasipte olmuştur. Enver Paşa 4 Ağustos 1922 de Tacikistan’ın Belçivan civarında Ruslarla girdiği mücadele de şehit düşmüştür.
O’nun şehadetinden sonra Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesi içinde yer alan mücahitlerden birisi ‘ Ümit ışığımız sönmüş, karanlıklar içinde kalmıştık. Yer gök ağlıyor… Kaybolan sade bir insan değil, milyonlarca Türk’ün umidi, istikbali, zaferi, tarihi idi.’ diyerek Enver Paşa’nın ne denli sevildiğini göstermiştir.
Enver Paşa, Sarıkamış Harekatı, Enver Paşaya Duyulan Nefretin Kaynağı
Sarıkamış kimilerine göre facia, kimilerine göre destan,kimilerine göre acı, kimilerine göre hüsrandır. Her yıl Aralık ayının son haftasında Sarıkamış düşer dillere. Yürekleri hüzün kaplar. Farklı kaynaklara göre sayıları 40 bin ile 150 bin arasında olduğu söylenen askerimizin donarak, tek kurşun atmadan şahadetine ermesidir Sarıkamış. İşte bu nedenle de kimileri Sarıkamış Harekatının mimarı olan Enver Paşa’ya karşı büyük bir nefret ve düşmanlık hissi taşırlar. Osmanlı Devletini 1. Dünya savaşına sokmaktan suçlu göstererek Enver Paşa’ya yüklenirler. Ancak bu düşmanlığın temelinde Enver Paşa ile Mustafa Kemal ATATÜRK arasındaki soğukluk yatar. Cumhuriyet döneminden sonra Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yıldızı yükseltilirken, büyük bir haksızlık edilerek Enver Paşa’nın hakkı çiğnenmeye başlanmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk İle Enver Paşa arasındaki soğukluk ve mesafenin kaynağı ise Enver Paşa’nın Rusya’da iken yapmış olduğu örgütlenmenin Anadolu’da şubelerini açmak istemesidir. Mustafa Kemal Atatürk bunun millet arasında ayrılıklara sebep olacağını ve milli müdafaanın yapıldığı günlerde bu ayrılığın bu müdafaa ve bağımsızlık mücadelesine zarar vereceğini düşünerek izin vermemiş, Trabzon’a gelen Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa’yı, Erzurum’da bulunan İttihatçı liderlerinden Azmi Bey’i şehirleri terk etmeye davet etmesi, Ordu içindeki Enver Paşa’ya bağlı olduğunu düşündüğü komutanları tavsiye etmesidir.
Sarıkamış Harekatı ise Enver Paşa’nın askeri hayatındaki en dramatik sahnesidir.
Sarıkamış Harekatını, sadece 40bin ile 150 bin arasında askerin donarak şehit olmasından dolayı eleştirenler ise bu harekatın hangi şartlar altında gerçekleştirildiğini, hangi amaçla bu harekata girişildiğini irdelemeden, sadece Enver Paşa’ya olan kinlerini kusmak için eleştirmektedirler. Bu kimseler harekatın stratejik önemini anlamak istemedikleri gibi, Sarıkamış Harekatı planını tenkit edememektedirler.
Enver Paşa bu harekatı neden önemsemiştir? Harekatın 5-6 ay ertelenmesini isteyen 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden almasının nedeni neydi ?
Enver Paşa’nın bu harekatı önemsemesinin en temel sebebi öncelikle harekat planının çok iyi olması, muhtemel zafer sonrasında Kafkaslara kadar kapsayacak alanda rahat manevra alanı sağlayabilmesi ve en önemlisi de Rus topraklarında esaretteki Türk’leri bağımsızlıklarına kavuşturarak Türk birliğini sağlamaktır.
Genel Kurmay Başkanlığımızın 19 Aralık 2007 tarihinde yayınladığı Sarıkamış Harekatı başlıklı basın duyurusunda ‘Sarıkamış Kuşatma Harekâtı; düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan başarılı bir plandı. Ancak stratejinin faktörlerinden zaman ve iklim şartları iyi değerlendirilemediği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur’ denilerek planın başarılı olduğunu ancak sonucun istenildiği gibi olmadığı belirtilmiştir. Yani Sarıkamış harekatı plan olarak başarılıdır. Harekat sonunda ordumuz düşmana değil, doğa şartlarına yenilmiştir.
Sarıkamış Harekatı’nın ne kadar başarılı bir plan üzerine yapıldığı ise Rus kaynaklarında belirtilmiştir. Rus kaynaklarına göre plan, ‘çok cesur ve cüretli bir harekettir. İlk günlerde Sarıkamış alınabilseydi Rus ordusu hezimete uğrar, belki Kafkas Dağlarına kadar çekilirdi…’
Yine Rus Harp tarihçisi N. Korsun Sarıkamış Operasyonu kitabında ‘Türk Taarruz planının çok cüretkar olduğunu, Rusların çok ciddi bir tehlikeye maruz kaldığını, başta General Mieschlayewsky ve General Bergmann’ın korkuya düştüklerini, kıt’alara umumi çekiliş emri verdiklerini’ ifade etmektedir.
Enver Paşa’nın harekatı önemseme nedenlerinden bir diğeri de Rusların Sivas – Erzurum hattının ötesine geçmesine engel olmaktır. Harekatın ertelenmesi Rusların Anadolu’nun içlerine doğru girmesine engel olunamaması demektir.
19 Aralık 2007 tarihli Genel Kurmay Başkanlığı açıklamasında ‘Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir’ denilmektedir.
Sarıkamış Harekatı öncesinde Osmanlı ordusu’nun tamamı teçhizat bakımından yetersizdi. Bu konuda Almanya’dan önemli destek görülmekteydi. Ancak Almanlar Sarıkamış Harekatı için teçhizat yollamayı geciktirmiş, daha sonra deniz yoluyla yollanılan teçhizat Karadenizde Ruslar tarafından batırılınca teçhizat ikmali gerçekleştirilememiştir.
Sarıkamış’a nakledilen ordunun bir çoğunun Yemenden gelmesi de askerlerin yazlık elbiselerle karlı dağlarda savaşmaya mecbur kalmasına sebep olmuştur. Buna hata olarak bakabiliriz. Ancak burada da Osmanlı’nın çok geniş sahada savaşmakta olduğunu ve az önce belirttiğim gibi beklenilen teçhizat desteğinin Karadeniz’de sulara batmasını unutmamamız gerekir.
Tüm bu sonuçlara rağmen Sarıkamış Harekatıyla Ruslar’ın Sivas – Erzurum hattını geçerek Anadolu içlerine girişi engellenmiştir. Bu büyük bir başarıdır.
Enver Paşa milliyetçiliği ve vatanseverliğiyle, askerliği ve sorumluluğuyla Türk tarihinin en önemli kumandanlarından birisidir. Bu gün O’na hak ettiği değeri vermek, siyasi spekülasyonlardan uzak değerlendirmelerde bulunmak mecburiyetindeyiz.
Halil Bircan
11 Ocak 2008
Benzer yazılar
- Galibiyet – Mağlubiyet Psikolojisi
- Allah’ın Arslan’ları, Bedr’in Arslanları ve Bozkurt
- Şu cezayı düşürelim be abi !
- Bu ne Perhiz, Bu Ne Lahana Turşusu
- Yıllara göre Asgari Ücret – Altın karşılaştırması
Halil Bey,daha çok bilgiye ihtiyaç duyuyorum.paylaşır mısınız?
01 May 2011 - 21:32Şöyle ki,şanlı ordumuza kumanda etmiş her komutan benim için şerefli bir insandır.Enver Paşa nın icraatlerine yönelik kaynakları paylaşırsanız çok sevinicem.
01 May 2011 - 21:38Toplumda üst düzey görevlere gelmiş, özellikle de kritik dönemlerde vazifede bulunmuş olan tüm isimler hata ve sevaplarıyla değerlendirilmelidir.
Enver Paşa bu değerlendirmede bazı kesimlerin haksız eleştirilerine maruz kalmış, hatta hain ilan edilmiştir.
1912-1913 yılları arasındaki Balkan savaşlarından büyük kayıpla uğrayan ordu, Enver Paşa’nın büyük askeri revizyonları ile 1. Dünya savaşında bir çok cephede savaşmış ve 1. dünya savaşında ittifak devletleri arasında askeri olarak yenilmeyen tek devlet olmuştur.
Enver Paşa askeri revizyonla orduyu siyasetten ayırmış, yaşlı subayları tasviye ederek genç subayların önünü açmıştır. Mustafa Kemal, Celal Bayar, Kazım Karabekir, İsmet İnönü, Refet Bele, Rauf Orbay bu isimlerdendir.
Enver Paşa hakkında,
İrfan Ülkü’nün ”KGB Arşivlerinde Enver Paşa – Türklüğün Son Cephesi ”
Emir Şekip Arslan’ın ”Sürgünde Üç Ölüm”
Ziya Nur Aksan’ın ” Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı”
kitapları size yardımcı olacaktır.
Enver Paşa hakkında okuduğum 5-6 kitap içerisinde en objektif olarak ele alındığına inandığım kitap Ziya Nur Aksan’ın kitabıdır.
Emir Şekip Arslan, Enver Paşa ile aynı dönemde yaşamış ve O’nunla münasebet kurmuş bir isim olmasına rağmen kitabında Enver Paşa’yı kendisine göre doğru ve yanlışlarla ele almıştır.
Benim öncelikli tavsiyem Ziya Nur Aksun’un kitabını okumanızdır.
02 May 2011 - 10:11