Şu cezayı düşürelim be abi !

Geçmişe dair bişeyler düşündüğümde aklıma gelen ve 24 Şubat 2010 tarihinde yazmış olduğum bir yazıyı
tekrar yayınlama gereği duydum. İlerleyen zamanlarda yazacağım yeni bir yazımda kaynak teşkil etmesi
sebebiyle burada tekrar bulunmasında fayda görüyorum. - H.B.-

Geçtiğimiz hafta içerisinde Ankara Büyükşehir Belediye başkanı Melih Gökçek ile TBMM Anayasa komisyonu başkanı Burhan Kuzu arasındaki telefon görüşmelerinin ses kayıtları medyada yer almıştı.

Her ne kadar gözaltına alınan emekli komutanlar ve sözde ‘balyoz’ darbe planlarının gölgesi altında bırakılsa ve hak ettiği yeri gerek medya gerekse millet nezrinde bulamasa da bu konu çok önemlidir.

Ses kaydında Melih Gökçek, TBMM anayasa komisyonu başkanı Burhan Kuzu’dan , TCK’nın 240 maddesinden yargılandığını ve bu maddede öngörülen ceza miktarının düşürülmesini istemektedir.
Öncelikle Melih Gökçek’in TCK’nın 240. maddesinden yargılanmasına sebep olan olayı ve TCK’nın 240. maddesini açıklayalım.
Melih Gökçek, ABD Büyükelçiliğini çevreleyen yapılaşmaya ilişkin olarak yargı kurallarına uymadığı gerekçesiyle TCK’nın 240. maddesi gereği hüküm giymesi istenmekte.
TCK’nın 240. maddesi ise; ’ Yasada yazılı hallerden başka hangi nedenle olursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur. Cezayı hafifletici nedenlerin bulunması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis ve her iki halde ikibin liradan onbin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır. Ayrıca memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınır.’ şeklinde.

Melih Gökçek bu davadan ceza alacağı ihtimali yüksek tutmakta ki cezada öngörülen 1 yıldan 3 yıla ibaresinin yerine 3 aydan 6 aya kadar şeklinde bir değişiklik talep ediyor. Gökçek’in ifadesine göre bu şekilde düzenleme ile belediye başkanları ceza alsalar bile paraya çevrilebiliyor ve belediye başkanlığıda elinden gitmiyor.

İşte Melih Gökçek Burhan Kuzu’dan bunları isterken, Burhan Kuzu’da, Gökçek’e partisinin 60 kadar vekilininde TCK’nın 240. maddesinden dolayı dosyası olduğunu belirtiyor ve Gökçek’ten hepimizi şok etmesi gereken o açıklama geliyor ‘ben onları fitilliyeyim’ . Yani gökçek o vekilleri ‘fitilleyip’ yasada düzenleme talebini bir de onlara istirham edecek…

Melih Gökçek her zaman ki Melih Gökçek olduğu için ses kaydını yayınlayan gazeteyi mahkemeye vereceğini belirtti. Burada Melih Gökçek adeta Zeytinyağı görevini üstlenmek istemekte ve üstte çıkmaya çalışmaktadır. Ses kaydının içeriğini yalanlayamayan ve doğruluğunu kabul eden Gökçek, bunun suç olduğunu ve ahlaksız bir yaklaşım olduğunu söylemezken, bu suçu ve ahlaksızlığı -doğru ya da yanlış bir yöntemle ortaya çıkaranları mahkemeye vereceğini belirtmiştir.

Aymazlığın ve ahlaksızlığın karakterini şekillendirdiği Gökçek suçunu kabul etmek yerine bu suçu ortaya çıkaranlara karşı hukuksal (!) mücadele vereceğini belirtmiştir.
Bu diyaloglarda bir başka ayıplanacak husus ise TBMM Anayasa komisyonu başkanı Burhan Kuzu’nun ‘Sen bunu nasıl talep edebilirsin, böyle bir şeyi nasıl istersin’ demesi gerekirken ‘ilgileneceğim’ demesidir.

Yeni anayasa çalışmaları yürüten kişi olan Burhan Kuzu’nun şekillendireceği anayasa bu diyaloglardan sonra şaibe oluşturacaktır.

Türkiye ise bu tür haberlere pek rağbet göstermemekte, milletin pek ilgisini çekmemektedir. Hukuk’un her an herkese lazım olduğunu unutmamamız gereken şu günlerde iktidar eliyle keyfi bir hukuk sisteminin nasıl oluşturulmaya çalışıldığını görmemize rağmen neden bu kadar sessiz kalıyoruz anlamakta güçlük çekiyorum…

Halil Bircan
24 Şubat 2010

Beğendim (0) Beğenmedim (0)
Bu yazı 19 Aralık 2010 tarihinde Halil Bircan tarafından eklenmiştir. . Henüz yorum yapılmamıştır;

Benzer yazılar

Paylaş

Yazar : Halil Bircan

Yorum Yapın