Türk Gençliği ve Kimlik Arayışı
Son yıllarda küreselleşmenin ve kültürel saldırıların en yoğun olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Bu saldırılardan korunmanın tek yolu da öze bağlı kalmaktır. Milli kimliğini unutanlar ya da yabancı unsurları milli kimliğinin önünde tutan milletler çok kısa süre içerisinde emperyalizmin sinsi ağına düşerler.
Bu gün Türk insanı, özellikle de Türk gençliği büyük bir kimlik bunalımı içerisinde bulunmakta ve kendini kurtaracak arayışlar içerisindedir. Özellikle 2. dünya savaşından itibaren dünya üzerinde rol oynamaya başlayan ve yayılmacı bir politika izleyerek tüm dünya için bir tehdit oluşturan emperyalizm ve küresel güçlerin her türlüsü Türkiye’de de etkin bir şekilde rol oynamaya başlamış, bu süreç içerisinde Türkiye’de komünizm tehlikesi en büyük tehdit olarak ön plana çıkmıştır.
Allaha şükür ki bu bela kendisini sadece milletine adamış, kaynağını Hak’tan ve halktan almış ve amaçları sadece Allah’ın rızasını kazanmak olan Türk-İslam Ülkücüleri sayesinde def edilmiştir.
Özünden ve kimliğinden bihaber kimseler kızıl emperyalizm fikri saldırısına uğrayarak onların ağına düşmüş ve kızıllaştırılmış beyinler TÜRK kimliğini kendilerinden soyutlayarak ülkemizde faaliyet alanı aramışlardır.
Ancak karşılarında kimliğini koruyabilmiş ve o kimliğin yaşaması için canını verebilecek güce sahip gençler karşısında kızıl emperyalizm yenilgiye uğramıştır.
Günümüz de ise durum tersi yönde seyretmektedir. Türk gençliği dünü ve bu günü arasında bir buhran yaşamakta, kendisine bir çıkış yolu aramaktadır. 1250 yıldır ( TÜRK’ler 751 Talas Savaşı ile toplu halde İslamiyet’i seçmeye başlamışlardır ) İslam’la şereflendirilmiş olan bir millet olan TÜRK milleti özellikle Osmanlı İmparatorluğu ile yaklaşık 600 yıl İslamiyet’in bayraktarlığını yapmıştır. Öyle ki hemen hemen bütün dünya da Türk dendiği zaman akla Müslüman gelmektedir. Kısacası Türklük ve İslamiyet iç içe girmiştir. Türk insanı yaşamını İslamiyet’e uygun olarak seçmiş, O’na uygun yaşamış, örfü adetlerini ona göre şekillendirmiştir. Bu gün Türk gençliği işte bu buhranı yaşamaktadır. Özellikle eğitim bu buhranın önlenmesine yardımcı olması gerekirken Türk’ün ruhuna aykırı, örf ve adetlerine uzak eğitim anlayışı yüzünden Türk gençliğini ve Türk milletini bu buhrana iyice sürüklemekte, bunun sonucu olarak ülkemiz kültürel saldırılar karşısında zayıf düşmektedir. İslamiyet’i ve Türklüğü iyi anlatamayan eğitim sistemi bireyleri tarihine yabancı yetiştirmekte, kendisini ayağa kaldıracak hamleler yapmasına engel olmaktadır. Şimdi kaçımız Bruni’yi, Farabi’yi, İmam Gazali’yi, İmam-ı Azam ı vs. Türk ve İslam büyüklerimizi tanıyoruz? Sadece isimlerini biliyoruz. Böyle değerlerine yabancı olan, O’nları bilmeyen tanımayan ve O’nların dünyaya verdiklerinden habersiz olan bir gençlik yetişmekte. Dün Türk ve İslam dünyasını şaha kaldıran, örfünü, âdetini ve yaşantısındaki davranışları gittiği her yere götürerek 3 kıtaya adalet dağıtan TÜRK bu gün dünü ile çatışma yaşamakta, örf ve adetlerini ayıplamakta ve bunları ‘geçmişte kaldı’ diyerek hayatlarından çıkarmaktadır. Kendisinden önceki nesil, yani anne babası ile dahi çatışma halindedir. Kendine yabancılaşan ve kurtuluşu dışarıda arayan, Öz’leşmek yerine batılılaşmayı gerçekleştirmek isteyen ve her türlü kurtuluşu dışarıda arayan, bir nevi beynini satmış bir gençlik yetişmekte. Kısaca Türk gençliği zamanın oynadığı oyuna yenik düşmektedir. Bu durum hakkında Hz. Ali (r.a.) ‘ Çocuklar ebeveynlerinden çok zamana benzerler’ buyurmuştur.
Her millet kendi tarihini bilmek, kendi kültürünü yaşatmak ister. Bunları şovenistlik ya da gericilik olarak değerlendiren kesimler fikri erozyona uğramış, kendi milletine yabancılaşmış kişilerdir. Üzülerek görmekteyim ki bu kişiler Türkiye’de her alanda söz sahibi olmaya başlamışlar ve adeta TÜRK kaleleri içten fethedilmeye başlanmıştır. Bu saldırıya karşı tek ümit yine Türk-İslam Ülkücülerindedir. Türk-İslam Ülküsüne gönül vermiş, kendisini bu davanın neferi kabul eden herkes bu saldırılar karşısında dünden daha çetin şartlarda mücadele etmek zorundadır. Öncelikle kendisinden başlayarak kendi kimliğini iyi tanımalı ve ona sahip çıkmalı, daha sonra da bu kimliği Türkiye’de hâkim kılmalıdır. Kaynağını halktan almayan hiçbir devlet güçlü olamaz.
Güçlü bir devlet olmanın en büyük sırrı gerçek hukuk düzeninin oluşturulması, gücün milli iradeden alınması ve milli sorunları ilmi çalışmaların ışığında ve öze aykırı olmamasıdır.
İşte Türk-İslam Ülkücüleri ‘Güçlü Devlet’ için tüm imkânlarını seferber etmeli, kendisini tüm yozlaşmış uğraşlardan ayıklamalı, kendisini bireysel olarak geliştirmeli, gelişirken kendisini zamanın yozlaşmış kalıplarından arındırmalı ve kendi ‘kimliğini’ bulmalıdır.
Selam ve Dua ile.
Halil Bircan
22.06.2006
Benzer yazılar
- Galibiyet – Mağlubiyet Psikolojisi
- Allah’ın Arslan’ları, Bedr’in Arslanları ve Bozkurt
- Şu cezayı düşürelim be abi !
- Bu ne Perhiz, Bu Ne Lahana Turşusu
- Hakkı Gasp Edilen Kumandan – Enver Paşa
öncelikle şunu söyliyebilirmki halil bey gerçekten güzel bir yazı yazmışsınız.gerçekten de parçada da belirttiğiniz gibi türkiyenin bir kimlik aslında üst kimlik sorunu vardır. bu sorunyeni bir sorun değildir.çok uluslu osmanlı devleti azınlıkların milliyetçiliğin ve avrupa emperyalizminin kışkırtmalarına gelmeleri yıkılmasında yol açtı.Cumhuriyetimizin kurulmasında ise tabikide türk milliyetöiliğnin ve o fikrin ustalarının çok büyük bir etkisi vardır.kurulultan sonra zaten sıkıntıların ardı arkası kesilmedi.kürt isyanları kürtçü daha da gidersek gerici isyanlar ve devletin uyguladığı asimile katliamlar.bunları görmezden gelemeyiz.işte zaten bundandır ki milletimizin(kürdü,lazı,çerkezi,arabı,türkü,boşnağı kosovalısı,uyguru türkmeni hep birlikte türk milleti) birliği huzuru özü ve geleceği korunmalı ve geleceğe bir milli kimlik oluşturulmalıdır.o kimlik herkesi kapsayan insan odaklı bir türk kimliği.bunu yıllarca türkiyenin yüzde 99 u müslüman olan bir türk milleti için ülkücüler uygun görmüştü.fakat vurguncu düzen onları kala bile almadı ve harcadı.türkislam ülkücüleri,türkün ve islamın davasını yani türk islam davasını nizamı alemi türk milleti ve mazlum milletlerin bağımsızlık mücadelesi için ve bu sömürücü emperyalist düzenlere başkaldırı için tüm insanlığa açılmak istemiştir.önce türk birliği sonra islam birliği ve türk islam birliği önderliğinde tüm faşist ve emperyalist kanlı kapitalist düzenlere bitirmek için NİZAMI ALEM.
20 Nis 2011 - 23:10